Bursa Hakimiyet

Celal Bayar “Radyoyu camiye çevirdiniz!”

İktidarda Demokrat Parti bulunmaktadır. O günlerde Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu anlatıyor: Birikmiş işlerim vardı; Başbakanlıkta çalışıyordum. Telefon çaldı: Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ı aradığını söylediler; “bağlayın” dedim. Sayın Bayar, çok yüksek tonda bir sesle şöyle diyordu:
Nedir bu yaptığınız!... Devlet’in radyosunu camiye çevirmişsiniz!... Bu konuda kiminle mutabıksınız acaba?... Eğer demokrasiden anladığınız buysa, yanıldığınızı göreceksiniz!...
Efendim, benim bunlardan haberim yok!... Başvekaleti aradığınızı söylediler, emirlerinizi almak 
İçin huzurlarınızdayım!...  
- Sizin haberiniz yoksa, kimin haberi var?... İcraatınızın içinde: “Radyo’yu Camiye dönüştürmek” olmamalıydı!...dedi ve telefonu yüzüme kapattı.
Ben, Başbakan Yardımcısı olduğum halde, radyoda mevlit okunması kararı alındığını bilmiyordum. Başvekil, Basın Yayın Genel Müdürü Halim Alyot’u çağırıp kendisine talimat gereği, “Mevlit” akşamı münasebetiyle yayına geçmiş. Evet, böyle olmuş ama, bir Cumhurbaşkanı bir Başbakan Yardımcısı’na telefonu açıp hakaret ederse, üstelik telefonu da yüzüne kapatırsa yapılacak tek iş vardır: İstifa etmek… Ben de öyle yaptım.
Hemen oracıkta istifamı yazdım ve Başvekil’in, Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ile birlikte olduğu Ankara Palas Otel’ine gittim ve olayı kısaca anlattıktan sonra istifamı verdim!
Menderes: Bu konu senin istifanı değil, Bakanlar Kurulu’nun istifasını gerektirir. Devlet Başkanı ile fikir uyuşmazlığı içindeyiz. Ben, biraz sonra Çankaya’ya çıkıp, “Kabinenin istifa ettiğini” bildiririm! Bu konu hepimizi aşar! Ben,” İşin bu kadar büyütülmemesini; olayın, benim istifam ile geçiştirilmesinin daha doğru olacağını” söyledimse de, dinletemedim. Bu sırada Fuat Köprülü, masadan kalkıp kayboldu. Az sonra Adnan Bey kalktı, arabasına bindi ve Çankaya’ya çıktı.
Çankaya’da kendisine, “istifasının kabul edilmediğini” ısrarla söylenmiş ama Menderes direnmiş. Hatta Bayar: “Samet benim oğlum gibidir. Ben, babasının arkadaşıyım. Şimdi, çağırayım ve gönlünü alayım!...” biçimindeki teklifleri de reddederek:
Beyefendi…. Bu bir gönül kırılması olayı değil!.. Samet sizin oğlunuz, ben de sizin oğlunuz sayılırım. Ama bu bir gönül kırılması olayı değil ki, “gönül alarak” geçiştirilsin!... Bu bir prensip anlaşmazlığıdır. Fikirlerinize saygım var, ancak bendeniz zat-ı devletiniz gibi düşünmüyorum! Demokrasi, benim gözümde; vicdan hürriyetini de içine alan bir “hürriyetler sistemi”dir.
Anlaşılan DP iktidarının ilk yılında 15 gün süren bir başbakan boşluğu oluyor. Bu olay kimse duymadan geçiştiriliyor.