Bursa Hakimiyet

Demokrasi üzerine düşünceler

Giseppe Mazzini, Avrupa’da Demokrasi Üzerine Düşünceler kitabında şunları yazıyor:” Her kim ciddiyetle incelerse incelesin, bireysel haklar öğretisi öz ve ilke olarak, her türden baskıya karşı insan özgürlüğünden yana yüce ve kutsal bir protestodur. 
Bu nedenle tamamen olumsuz bir değer taşır. Yıkabilir, ama kuramaz, zincirlerini kırma kudreti vardır, ama işbirliği ve sevgi bağlarını örme gücü yoktur.”
Haklar öğretisi insanlara eyleme geçme yeteneği vermiştir; ama eylemleri ne olacak? Çözümünü aramamız gereken sorun bu değil mi?
Önyargılar, sınıf çıkarları ya da birkaç egemen ailenin düşmanca tutkularından kaynaklanan tüm propagandalardan kurtulmuş, güçlü ve büyük ulusları düşünün. ABD,  Rusya,  Çin,  İngiltere, Fransa, vs.
Eylem özgürlüğünden nasıl yararlanıyorlar? İleride nasıl yararlanacaklar? Ulusallıklarını, doğru, güzel, adil alanda geniş ve aktif duygusal uyum üzerine mi kuracaklar, yoksa  dar bir ulusallığa mı gömülecekler; başkalarının haklarını ihlal etmeye, tüm gücü kendilerinde toplamaya, tekelleştirmeye mi çalışacaklardır?
Ulusal ve uluslararası yaşamın tek ve aynı ilkenin, aynı olanı sevme ilkesinin yalnızca iki tezahürü  olması gerektiğini algılayacaklar mı? Kısaca, biz olmayan herkesin güçten düşmesini mi, yoksa herkesin herkesle güçlenmesi, her birinin herkesin yararına ilerlemesini mi şiar edinecekler?
Demokrasinin çözmeye çalıştığı, arzuladığı sorun budur; zira demokrasi herkesin özgürlüğünü değil, herkesin özgürce rıza gösterdiği ve herkes adına hareket eden yönetimdir. 
Eğer demokrasi, tüm insanların arınmış olmayı arzuladıkları, içinde yaşadığımız ortamı dönüştürme çabalarımızın dinsel bir kutsallık kazandığı yüksekliklerden dar bireysel eğilimler alanına indirir; eline silah alarak bireysel hakları, hedef olarak da salt bir özgürlük kavramını verirseniz; demokrasinin her şeyi kucaklayan, her şeyi kutsayan doğasını gerici ve düşmanca bir şeye dönüştürürsünüz; organik düşüncesini, sosyal içgüdülerini, genel eğitime, inanca ve yön birliğine susamışlığını yok edersiniz.
Bu arada kurgulamak istediğiniz toplumun dehşetlerini ve nefretini canlandırır, bir ölçüde haklılaştırırsınız; farkında olmadan nefret tohumları ekersiniz; demokrasiyi verimsiz, Tanrısız ve dolayısıyla güçsüz sanan üstün zihinlerden bizi uzaklaştırırsınız.
Herkes kendisi için bir gelecek tasavvur edebilir, ama asıl olan toplumun geleceğini hep birlikte inşa edebilme arzusudur.