Bursa Hakimiyet

Din-Dinsizlik

Afrika’da Boko Haram, Irak ve Suriye’de Işid İslam’ı temsil ettiklerini öne sürerek bir nevi İslam karşıtlığını körüklüyorlar. Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in ifadesiyle konserve çeşidi kadar İslam çeşidi türedi. Daha evvel de yazmıştım İslamofobi bir aldatmacadır. İslamofobi kavramında İslam düşmanlığı gizlenmektedir. Bu durum bugünün meselesi değil şüphesiz. İslam düşmanlığının tarihsel derinliği- geçmişi var. İyi de kusur hep düşmanda mıdır? Dine asıl zararı kimler veriyor Hüseyin Atay Hoca’dan okuyalım:
Dinsizliğin, Allahsızlığın yayılmasının baş sebeplerinden birinin, din adamlarının, din namına konuşanların, dini kendi çıkarına kullanmalarının, dinin özünün kabul etmediği yanlışlardan ve olumsuz tavırlarından olduğunda şüphe etmemektir. İşte bunlar, insanları dine karşı tavır almaya, bazen dini, bazen Allah’ı ve bazen de her ikisini inkara itmektedir.
Din adına konuşanların olumsuz söz ve davranışlarının etkisinde kalıp da dinden uzaklaşanların belli bir eksikliği dini, bu ithamcı din adamları kadar veya onlardan daha iyi bilmemeleridir. Bu vesileyle dinden ayrılanlar veya dine karşı tavır alanlar dini daha iyi bilseler, muhtemelen dine karşı cephe almayacaklardır.
Atay Hoca, din adamlarının insanları dinsizliğe ittiğine dair iki tarihi olay vererek anlatıyor:
1962-64 yıllarında İsrail’de Hebrev Üniversitesi’nde İbranice öğrenirken genç bir Yahudi öğretmen ile bir evde pansiyoner olarak kalıyorduk. Bir cumartesi çöp sepetini alarak dışarıdaki bidona götürüp boşaltmak isterken, dedim ki: “ Bu haramdır.” Bana “ Bizim hahamlar, o yasak, bu yasak, diyerek canımızı çıkardılar, şimdi hiçbiri yasak değil” dedi.
1991’de eylüllün ilk haftasında Malezya’da, bir önceki sene programını yaptığımız lisansüstü eğitim verecek İslam İlimleri Ensitütüsü’nün açılış merasiminde Pakistan’ın meşhur filozofu Muhammed İkbal’in oğlu ile(emekli profesör) karşılaştım ve bana şunu anlattı: “ Pakistanlı bir profesör tanıyorum. Ankara Üniversitesi’nde hocalık yaparken, Ürdün’de bir kongreye katılmış ve orada sunduğu bir tebliğden dolayı tekfir edilmiş. Din adamları daha çok üstüne gitmişler ve adam Hırıstiyan olmak için Türkiye Cumhuriyeti hükümetine başvurmuş, ama kendisine Türkiye dahilinde bir Müslüman’ın Hıristiyan olmasına izin verilemeyeceği bildirilmiş, profesör gidip Ürdün’de Hırıstiyan olmuşsa da Türkiye Hükümeti bu sefer Türkiye’de vazife yapmasına izin vermemiş. Tebliği de küfre girmeyi gerektirecek bir fikir ihtiva etmiyordu.”