Bursa Hakimiyet

Elektriğin babası- Kurbağanın ayakları

1991 yılında Londra’daki Bilim Müzesi, Michael Faraday’ın doğumunun iki yüzüncü yıldönümünü kutlamak amacıyla özel bir sergi düzenledi. Serginin girişine Faraday’ın bir heykeli konmuş, çevresine ise elektrik süpürgesi, elektrikli dikiş makinesi, saç kurutucusu, mikser gibi bir düzineden çok gündelik ev eşyası yerleştirilmişti.
Heykelin altındaki levhada şöyle yazıyordu: “ Bugün kullandığımız bütün elektrikli aletler 1791- 1867 yılları arasında yaşamış olan Michael Faraday’ın temel buluşlarına dayanmaktadır.” Bu hiç de abartılı bir ifade değildi: Faraday’ın elektrik ve manyetizma alanlarındaki deneyleri, bugünün elektriğe bağımlı endüstrinin tamamının temelini oluşturur, ayrıca günümüz toplumu sahip olduğu pek çok lüks ve hayat kurtarıcı araç gereç için ona ne kadar minnet duysa azdır. Doğru dürüst bir üniversite eğitimi bile almamış bir Britanyalı bilim adamı elektriğin babası olarak anılmayı sonuna kadar hak etmiştir.
Bununla beraber, kendi çalışmalarından kaynaklanarak zaman içerisinde gelişip çeşitlenen akıl almaz uygulamalar, araştırmalarına ilk bakıldığında Faraday’ın aklının ucundan bile geçmemişti. Kaldı ki çalışmalarının uygulamaları onu hiçbir zaman doğrudan ilgilendirmedi. Onun derdi doğayı, doğa aşkı için araştırmaktı: Deneyler aracılığıyla fiziksel dünyanın gizli güzelliklerini keşfedip ortaya çıkarmak…
Eğer Louis Pasteur’ün “ uygulamalı bilim diye bir şey yoktur, yalnızca bilimin en saf halinin uygulanması söz konusudur” sözünün esasına yaptığı işlerle örnek sayılabilecek bir bilim adamı varsa, O da Faraday’dır. Derin tutkusu ve saf bilgiye doymayan arzusuyla, fiziğin gezegenimizde devrimlere neden olan yanlarını ortaya çıkarmıştır.
Elektrikli pili 1800 yılında, İtalyan bilim adamı Alessandro Volta( 1745- 1827) tarafından yine bir İtalyan olan Luizi Galvani’nin (1837- 1789) daha önceki bir keşfine dayanarak icat edildi. Galvani fırtınalı ve şimşekli havalarda bir kurbağanın bacaklarına metal neşterle dokunulduğunda, hayvanın bacak kaslarının seğirdiğini görmüştür. Sakin havalarda bile kaslara aynı anda iki farklı metal parçası (örneğin bakır ve demir) dokunulduğunda, art arda seğirmeler geldiğini de gözlemledi. Bu seğirmeler Galvani’ye göre “hayvansal elektrik” denilen hayati bir güçten kaynaklanıyordu. Volta, Galvani’nin seğirmelerle ilgili yorumuna karşı çıkarak elektriğin kaynağının esrarengiz güçlerle ilgisi olmadığını, iki farklı metalin teması sonucu meydana geldiğini öne sürdü… Asıl ilginç olan Faraday’ın nasıl fizikçi olduğudur. Yarın buna değineceğim.