Bursa Hakimiyet

‘Eski’ ve ‘Yeni’ çatışması

7 Haziran seçimlerinin sonucu eski veya yeni Türkiye taleplerinin belirleyicisi olacak. Siyasi mücadelenin arka planında, eski ve yeni Türkiye var. İktidar, gerçekten “yeni” bir Türkiye yaratabilecek mi bilmiyoruz bu hususta ısrarlı olduğunu görüyoruz ama muhalefetin eski Türkiye’ye ait olduğu ayan beyan ortada.
İktidar partisinin bütün söylem ve icraatları ‘yeni’ Türkiye hedefinde rol oynuyor. Muhalefet aksi istikamette direniyor. CHP ve MHP iktidar alternatifi olamıyorlar, çünkü toplumsal karşılığı tükenmekte olan bir siyasi tahayyül ve dilin uzantıları olarak hayata tutunmaya çalışıyorlar. Aslında muhalefetin en büyük çıkmazı burada düğümleniyor.
Ana muhalefet Genel Başkanı Kılıçdaroğlu“ bana dört yıl ülkeyi yönetme yetkisi verin” diyor. Yapacaklarını da notere tasdik ettiriyor. Geçmişte Süleyman Demirel, 500 gün istemişti. Toplum bu yetkiyi Demirel’e vermişti. Demirel’in ilk icraatı, Özal’ın düzenlediği sosyal güvenlik yasasını eski haline getirmek olmuştu. Böylece erken emeklilik tekrar yürürlüğe sokuldu. Sonuç; bugün itibariyle hazineye 150 milyar doların üzerinde bir yük getirdi. İkincisi SGK her yıl hazineye milyarlarca dolar yük getirmeye hâlâ devam etmektedir.
Muhalefetin ana meselesi AK Parti’nin iktidarda nasıl indirileceğidir ki, bu noktada bir çaresizlik içinde kıvranıyor. Hiçbir zaman bir araya gelememiş ideolojilerin ittifak içine girmiş olmaları bunun eseridir. Muhalefetin farkında olduğu ikinci husus, önümüzdeki on yıl daha AK Parti’yi iktidardan indiremeyecekleri gerçeğidir. Çünkü AK Parti’nin topluma kazandırdıkları ortada duruyor ve geniş   halk kitlesi tarafından takdir ediliyor. Bayındırlıktan iş hayatına, sosyal devlet gerçeğinden sağlığa, özgürlüklerden refaha ciddi adımlar atılmıştır.
Özgürlüklerin arttığı, özgüvenin yerleştiği, bürokratik vesayetin adım adım gerilediği ve geleceğe umutla bakan bir toplum olma yolunda katedilen mesafeler inkar edilemez. “Yeni” Türkiye, katedilen bu mesafelerin geriye dönüşüne müsaade etmemek demektir. AK Parti bu misyonu devam ettirmek zorundadır ve AK Parti bu misyonu devam ettirebildiği sürece iktidarını muhafaza edecektir.
AK Parti bunun dışında yeni döneme yönelik olarak daha şeffaf, daha net, daha anlaşılabilir olmayı sağlamalıdır. İktidarın yıpratıcı ve kirletici olduğunu unutmamak gerekir. AK Parti kadrolarında iktidarın nimetinden şahsi çıkar peşinde koşacak olanlar olacaktır. Partinin bu konuda dikkatli ve hassas olacağını ümit ediyorum.