Bursa Hakimiyet

Evrensel barış neden sağlanamıyor?

Her şeyden önce bugün insanlık, hem bölgesel hem de evrensel planda bir “etik” problemiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Gerek Batı’da, gerekse Doğu’da birçok entelektüel tarafından Modernite ile birlikte manevi değerlerin büyük çapta erozyona uğradığı, klasik anlamda ahlaki değerlerin yıprandığı tekrarlanıp durmakta ve genellikle bunun sorumlusunun Batı medeniyeti olduğu vurgulanmaktadır. Hatta kimi yazarlar bu sorumluluğu bilimsel ve teknolojik gelişmelere yüklerler.
Bireysel manada bu tespit bir haklılık payına sahip ise de, evrensel anlamda haklılık payının çok alt düzeyde olduğu söylenebilir. Özellikle soğuk savaş yıllarında adalet ve demokrasi havariliği yapan ABD’nin bu tezi hararetle savunduğu, daha adil, daha demokratik, daha eşitlikçi ve daha müreffeh bir dünya kurmak için mücadele verdiği deklare edilmekteydi. Doğrusu bu iki kutuplu dünya düzeni böyle bir söylemi çok daha çekici kılıyordu. Hatta o sıralarda tarihi savaşlarla dolu olan ülkelerin elit ve bürokratları kendi tarihlerinden uzak durmaya özen gösteriyorlardı.
 Ne var ki Birinci ve İkinci Cihan harplerinden büyük dersler aldığı düşünülen devletler, ellerine ilk fırsat geçtiğinde eskilerden hiç de geri kalmadıklarını, hatta onlardan daha acımasız olduklarını gösterdiler. Bunun ilk somut örneği Cezayir bağımsızlık savaşında yaşandı. Böylece uygarlık yeni bir yara daha almıştı.
 Ne yazık ki hala belirsizliğini koruyan 11 Eylül faciası ile büyük bir şok yaşayan Birleşik Devletler’in kelimenin tam anlamıyla-“ delikanlı” Başkanı, soğukkanlılıkla sorunu çözmeye çalışacağına bütün dünyaya meydan okuyarak Irak’a saldırdı. Bu sömürü aracı olan yeni kavgaların habercisiydi.
Söylem ne kadar değişirse değişsin, eylemin hiç değişmemiş olduğu gerçeği bir kez daha gözlemlendi. Günümüzden örnek vereceksek; Suriye, Mısır, Afrika ve Filistin’de dünyanın gözü önünde katliamlar yapılırken Birleşmiş Milletler olayları sadece seyretmektedir. Buralarda İslam kisvesi altında ortaya çıkmış cani çeteleri bir mihraktan destekleniyor olmadan bu derece pervasızca davranmaları ve yol almaları mümkün değildir. 11 Eylül’ün gizemini bu çetelerde de aramak yanlış olmaz. Hele hele, kimlerin emriyle piyasaya çıktığı belli olmayan anarşist grupların İslam adına hareket ettiğini söylemek gerçekleri görmemek için aklı kiraya vermiş olmaktır.