Bursa Hakimiyet

Futbol bir “Din”dir

Bu konuda zorlanarak yazdığım yazıyı yayınlamadan önce Lütfü Bergen’in İnsan Kaynakları’ndan çıkan İnsanın Beşinci Zindanı kitabında bu yazıyı okuyunca kendi yazdığımdan vazgeçtim bunu sizinle paylaşmak istedim.
“Futbol seyirciliği” kitle ruhunun yeniden üretilmesini ifade eder. Kitle ruhu, yığın psikolojisidir, şiddeti boşaltır ve rakibi imha etmek ister.” Kitle ruhu, kendini yargılayıcı makamda görür. Bu, insan teklerinin kendisini, benliğini yok etmesidir.
Arenada seyirci vecd ile kutsalına aidiyetini ikrar eder; kelime-i şahadeti (en büyük…spor)getirir; amigolar zikir başıdır. Arenada sloganlar seküler zikir olarak okunmalıdır;”Sar… En Büyük…” Futbol seküler bir dine dönüşmüştür. Modern gladyatör sistemi adrenalini seyircinin onayladığı “ kahramanlık gösterisi”ne zerk etmiştir.
Futbol oyununda rakip kaleye doğru ilerleyen “akın” seyirciye “kumandan” hissini yükler. Seyirci bu oyunda “karar verici” olur; kitlesel benlik oyuna müdahildir. Gladyatörler ve organizatörler oyunun başarısı karşılığında seyirci heyecanının parasal değerini tahsil eder. Roma gladyatörleri ölerek seyirci toplarken, modern arena şiddeti saha dışına “seyirciye” taşımaktadır.
Şiddet seyirci arasında yürütülür; rekabet seyircinin rekabetidir. Oyunun başarısı, dışarıdaki şiddetin ve rekabetin yoğunluğuyla ölçülür. Gladyatörler( futbolcular), üretim güçlerinin(seyircinin) ürettiği artı değeri, gösteri adamlarına(palyaçolara) transfer etmektedir. Futbolcuların milyon dolarlar aldığı toplumun paydasında futbolcunun emeği bulunmamaktadır. Seyirci oyuna katılmakla sömürgeleştirilir.
Bu sömürgeleşme hem zihni hem de emek değerinin transferi dolayısıyla ortaya çıkar. Seyirci, sömürgeleşmenin bedelini stadyum içinden çıkmamak ve bu sistemi reddetmemekle öder. Gösteri için kapatılmaya razı olan kitle kapitalist metaların reklam çalışmaları için kendini kurban eder.
Arena oyunları taraftar oluşturma peşindedir. Rekabeti çoğaltarak renkleri, sembolleri, aidiyetleri pazarlamak için “ taraftarın yaratılması” gerekliliktir. Futbol fetişizimle  zuhur eder ve kesinlikle bir “oyun” değildir . Futbol ürettiği fetişizimle (yapay kimliklerle)toplumu yarmakta ve saldırgan söylemlerle birbirine düşürmektedir.
Parçalanmışlık, mikro kimlikler, kent kabileleri, çeteler oluşturmaktadır. Futbol oyunu, toplumu “büyüleyerek”  (hipnoz ederek) rıza geliştirmektedir. Sporun insan gelişimine etkisinden bahsedenler şunun cevabını vermelidir: Arenadakiler spor yapmakta ise seyirciler neyle meşgul olmaktadır? Arena oyunları “dünya halklarının tek merkezden denetlenmesi”nin adıdır. Futbol bir dindir.