Bursa Hakimiyet

G20 zirvesinden akılda kalanlar

Dünya liderleri G 20 zirvesi için 15-16 Kasım’da Antalya’da buluştu. ABD, Almanya, Arjantin, Rusya, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Suudi Arabistan, Türkiye ve grubun 20. üyesi Avrupa Birliği. Türkiye ilk defa böyle büyük bir organizasyona imza attı ve yüzünün akıyla çıktı. Birinci önemli husus bu.
G 20 1999’da kuruldu. 1999’da Asya ekonomik krizi çıkınca ABD ve Kanada maliye bakanları krizle baş edebilmek için bir grup kurmaya verdiler, gelişmiş 20 ülkeyi G 20’yi oluşturmak için davet ettiler. G 20 üyeleri yanı sıra Uluslararası Para Fonu (IMF) Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü (OECD) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bu zirveye katılıyor.
G 20 toplantılarında resmi bir karar alma mekanizması yok. Uzlaşma ilkesi esastır. Kararlar uzlaşma ilkesine göre alınır. Türkiye 2015’te yapılan zirvenin dönem başkanıydı.
Ben,G 20 zirvesinde liderlere gönderilen mektubu önemsiyorum. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, zirveye katılan liderlere gönderdiği mektupta insanlığın bugün içine düştüğü bunalımın, ölümlerin,katliamların, sömürünün bir neticesi olduğunu haykırıyor adeta.
“Dünya hepimizindir” diyen Görmez, Ankara,Paris katliamlarından Orta Doğu’daki savaşlara, dünyadaki sefalete kadar dikkat çeken bir tespit yapıyor. Görmez mektubunda liderlere seslenerek; “Bugün bütün insanlığı derinden sarsacak bir dünya tasarımıyla yüz yüze olduğumuzu itiraf etmek zorundayız. 
Sömürü, zulüm, üstencilik, ötekine yönelik acımasız ve küçültücü algı operasyonları, insanı insana yakın kılması gereken kadim yasaları yerle bir etmiştir. Silahlanma yarışının yarın hangi bebeği kundağında ölüme taşıyacağını sadece biz fark ediyor olamayız. Açlığı bir yaşam biçimi, yoksulluğu bir kültür olarak kabullenmeye zorlanmış milletlerin sizin azıcık gayretlerinizle bile toparlanacağına inanıyoruz.
Saygıdeğer liderler, bu dünya hepimizindir. Bulunduğunuz otellerin pencerelerinden seyr-ü temaşa ettiğiniz Akdeniz, nice mülteciye mezar oldu. Nice bebek cesetleri insanlığın vicdan ve merhametiyle beraber kıyıya vurdu. Akdeniz sahillerine vuran çocuk cesetlerinin, bombalardan kaçarken dalgaların boğup sahile attığı bedenlerin vicdanlarımızı harekete geçireceğine yürekten inanıyorum….”