Bursa Hakimiyet

Geçmiş durmaksızın sürekli değişime uğrar

Bir Sırp atasözü şöyle der, ”Mutlak kesin olan tek şey gelecektir; çünkü geçmiş durmaksızın/ sürekli değişir.” Son iki yüzyılın dünyasını en iyi ifade eden, belki de en güzel cümle bu olmalıdır. Niçin? Bu sorunun yanıtını dünyanın yakın tarihi ile bulabiliriz.
Kurtuluşu bu dünyada arayan Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’ın yorumlayıcıları Kabalcılar, belirli bir gayeye göre tarihi değiştirmeye ’sefirot’ adını verirler. Sefirot, ahret inancı olmayan Yahudilerin yeryüzü cenneti inşa etmek için geliştirdikleri bir düşünme ve eyleme tarzıdır. 
Ancak ‘belirli bir gaye’ ifadesi, kapitalizmin doğuşu esnasındaki eski ilişkileri(gelenek) ortadan kaldırıp yeni ilişkileri( modern)  ikame etme olarak anlaşılmıştır. Yeni ilişkilerin dayandığı zihniyet ise niyet insanını devre dışı bırakıp kural insanını gündeme taşımıştır. Çünkü geleneksel insan niyetlerini, değerlerini esas alan ve maslahata göre davranan ahlak insanıdır; kurallar da değerlere bağlantıları oranında dikkate alınırlar.
Modern insan ise menfaate göre düşünür; bu açıdan kurallara uygun davranmayı esas alır; değerleri bu kurallara dayandıkları oranda önemser. 
Bir de bunların hiçbirini dikkate almayan değer ve kuralın ne anlama geldiğini bir lahza olsun düşünmeyen hodgam tipler vardır ki bunlar bizim ülkemizde geometrik bir artış gösteriyorlar. Ne geçmişle ne de gelecekle hiçbir bağlantıları yok bunların. 
Trafikte bunlara çok sık rastlarız. Yalnız trafikte olsa bir şekilde idare edilir ama hayatın her safhasında her geçen gün biraz daha fazla yer işgal ediyorlar. Tekrar konuya dönersek: Modernleşme/ Batılılaşma, yani modern Avrupa’nın dünyaya medeniyet getirme savı, kendi ilişki biçimini hakim kılma ve tarihe bu çerçevede yön verme anlamına gelir. 
Bu ilişki biçiminin dışında kalmak, direnmek yani kısaca muhalif olmak gericilik olarak damgalanır.
Türkiye, Batı Avrupa karşısında aldığı askeri yenilgiler üzerine girdiği Batılılaşma macerasında koruyacak bir şeye sahip olduğundan daima, İsmet Özel’in deyişiyle “konuşulamaz Türk “ olarak teklif sahibi olmaya çalıştı. 
O günden bugüne Türklerin modern Batı’yla ilişkileri konuşulamaz ve konuşulabilir olma özellikleri çerçevesinde gelişti. Konuşulabilir olmak için Sefirot kavramının yoğun olarak etkide bulunduğu Osmanlı münevveri maziyi karaladı, geleceği ise kutsadı.
(İhsan Fazlıoğlu- Akıllı Türk Makul Tarih. Paparsense yay.) Tarihi bilmeyen insan, geçmişi bilmeyen insan demek değildir; geleceği bilmeyen hayatı öngörmeyen insan demektir.