Bursa Hakimiyet

Haklar ve ödevler

Demokrasi kampında uzun süredir çalkantılara neden olan düşünceler, sağduyulu bir biçimde ele alındığında iki sözcükle özetlenebilen iki büyük öğreti altında toplanır: Haklar ve ödevler.

Bu tespitten sonra ince uzun bir yolculuk karşımıza çıkıyor zira; haklar ve ödevlerin sonsuz sayıda çeşidi vardır; görünüşteki çeşitlerinden de bir o kadar çeşidi vardır.

Aynı noktadan yola çıkan ve aynı amacı ilan eden okullardan bazıları bir süre sonra yeni bir despotizme, bazıları anarşiye, bazıları yeniden taçlandırılan köhne amaçlara, bazıları muğlak ve mistik özlemlere ulaşır; ama hepsi şu ya da bu şekilde, insan bireyin haklarını temel alan bir öğretiyle ya da tüm bireylerden üstün, bizzat toplumdan üstün bir şeyden türeyen öğretiyle bağlantılıdır.

Geçmişten bugüne değişen çok az şey var. Günümüzde sınıflar birbirine karışmaya tam değil ama karışmış. İnsanlar arasındaki eski engeller yıkılıp mülkler parçalanmış iktidar paylaşılmıştır, ilişkiler gelişmiştir. Ama yine de demokraside iki ağırlık ve iki ölçü vardır. Neden böyledir?

Yüzyıllar boyunca insanoğlu büyük ve küçük çapta çatışmaların müsebbibidir. Yine insanoğlu yüzyıllar boyu bu çatışmaların nedenleri niçinleri üzerinde kafa yormuştur ancak gelinen noktada çatışmaların önüne geçememiştir. Bugün dahi dünyanın birçok noktasında çatışmalar, sömürüler sürüyor. İşte insanın önünde duran en büyük mesele haklar ve ödevler meselesi…

Haklar ve ödevleri kanunla, uluslararası anlaşmalarla belirlemek yetmiyor. Bir kere bireysel haklar öğretisi sorun çözme konusunda yetersiz. Görevler meselesi de öyle yetersiz kalıyor. İşte yeniden ne yapılmalıdır sorusuna döndük.  Ne yapılmalıdır sorusuna cevap aramadan önce, ben ne yapmalıyımdan başlayıp biz ne yapmalıyıza oradan da insanlık ne yapmalıdır diyerek evrensel bir arayışta zihinlerimizi odaklamalıyız.

Yaşadığımız toplumda karşılaştığımız ilişkilerden dünya ölçeğinde vuku bulan olaylara kadar insanlığın zaman zaman çok yıkıcı olabileceğini görüyoruz. Medeniyet, gelişmişlik, hakların tasavvuru, görevler bir var, bir yok.

Her türlü hak ihlallerinin meşrulaştırılmasında kullanılan argümanlar, güçlü olanın haklı olduğu yolunda intibalara yol açıyor ki, aksi sadece iddia edilebilir ama gerçeği değiştirmez.