Bursa Hakimiyet

Hayattaki değişim gerçeği

İnsanlığın bir toplumsal hayat olarak macerasının yaşanma sürecine baktığımızda, karşımıza iki vazgeçilmez ön şart buluyoruz.
 Bunlardan biri engellenemeyen ve çoğu zaman ancak gerçekleştiğinde anlamı ve etkisi anlaşılan değişim gerçeğidir. İnsan ömrü kısadır ve kişisel hayatlar ontolojik( varlık bilgisiyle ilgili)açıdan birbirine benzer bir tür değişmezlik duygusu verir. 
Meseleyi toplumsal durum açısından irdelediğimizde değişimin kaçınılmazlığını görmezden gelemeyiz. İnsanlığın vazgeçilmez ikinci şartı ise maddi ve manevi çevresine bir zihni kabul çerçevesinin içinden bakması ve hayatı bu bakışın içinden anlamlandırmasıdır.
Dolayısıyla toplumsal yaşam açısından en önemli ve kritik fonksiyonlardan biri söz konusu zihinsel çerçevenin değişimi nasıl algıladığı, anladığı ve açıkladığıdır. Çünkü değişim daima belirsizliği ima eder ve toplumsal düzenekler geleceğe ilişkin risklerin varlığından pek hoşlanmazlar. Toplumlar değişimin ifade ettikleriyle iki açıdan sorun yaşarlar:
 Birincisi, değişim toplum içinde halen var olan dengeleri veya dengesizlikleri değiştirir. İkincisi, değişim toplumsal yaşama ilişkin normatif değerleri yerinden oynatır… Ne var ki, bu iki unsur toplumun önüne sadece bir belirsizlik ihtimali değil, doğrudan düzensizlik tehdidi olarak çıkarlar. Diğer bir ifadeyle değişim toplum içi güç dengelerinin yeniden kurulmasını ifade eder.
Bir iktidar alanını sadece siyasi ve iktisadi olarak değil, zamanın ruhuna uygun olarak sosyal, kültürel ve hatta entelektüel olarak tanımlamak mümkündür. 
Böylece zamana ve mekana bağımlı olarak her toplum, kendi iktidarı üzerinden ve sahip olduğu zihniyete uygun olarak değişimi bir biçimde “ normalleştirmeye” çalışacaktır.
Bu normalleştirme çabası genellikle iç tutarlılığı olan bir anlama ve açıklama önermesi olarak ortaya çıkar. Kısaca “ideoloji” denen bu anlam dünyalarının fazla üzerine gidilmeyen çünkü herkesçe paylaşılan ön kabulleri vardır. Belirli bir ideolojinin ortaya çıkması siyaseti ister istemez ideolojik plana taşır ve ideolojik bir alternatifi anlamlı kılar. İdeolojilerin ikinci işlevi geleceğin belirsizliğini ortadan kaldırmak üzere var olan toplumsal norm ve kodların süreceği garantisini vermesi ve niçin sürmesi gerektiğini anlatmasıdır.