Bursa Hakimiyet

Her hesabın üstünde bir hesap vardır!

Biliyoruz ki insanların bütün davranışlarının arkasında onları o davranışa iten bir felsefe var. Sadece reflekslere dayanan hadiseler hariç ki planlama da bir hadise değil. Madem bir planlama yapıyoruz, o zaman şu soruyu soruyorum: Kamu otoritesi- yani güçlü sınıf- bu planlamayı hangi düşünceye göre yapıyor? Hangi felsefeye, tasavvura ya da telakkiye göre yapıyor? Bunu anlamalıyız?
İcraatınızı medeniyet tasavvurunun ruhuna göre yapmazsanız şehir inşa edemezsiniz… İnşaat yaparsınız ama o şehir olmaz. Zamanın ruhuna uygun bir telakki geliştirmeniz, bir yorum getirmeniz lazım.
Peki, kapitalist sınıfın medeniyet tasavvuru ne? Hangi tasavvura göre şehri inşa ediyorlar? O tasavvuru bilirsek onun eleştirisini yapabiliriz yahut belki tasavvurlarını kabul edeceğiz, belki etmeyeceğiz.
Türkiye’de böyle bir tartışmada; “ Efendim bilim böyle söylüyor” savı karşımıza çıkıyor. Yani “bilim” diye bir şeyle karşılaşıyoruz. Bu, Türkiye için sihirli bir sözdür. Batı’da böyle değil ama bizde böyle: “Bilim söylüyorsa bu tamamdır.”
“Bilim” dediğimiz şey nedir? Bilim aklıyla dünyaya bakıyorsunuz ve bu dünyanın işleyişine dair, mesela fizikten birtakım bütüncül kurallar çıkarıyorsunuz. Bilim budur. Bilim, akıl ve gözlem vasıtasıyla elde edilen birtakım külli ve her zaman genel geçer kabul edilen bir kurallar bütünüdür. Türkiye’de bilim ile bilim felsefesi beraber okutulmadığı için, zihinler bilim felsefesi noktasında fevkalade çorak olduğu için bilimin her söylediği bir tartışılmaz vetire(süreç, tarz) olarak kabul ediliyor ve bilim, inancın yerine geçiyor.
İnanan bir insan için dinin söylediği sözler tartışılmaz. Mesela A dinine inanıyorsanız onun söylediği “hakikatler “ tartışılmaz. O hakikatlere göre hayatınıza bakmaya çalışırsınız. Bilim de böyle bir şey söylüyor: “ Şehir, şöyle, şöyle, şöyle olmalıdır.” Bunu yaparken de özelliği icabı rasyonel olmak durumunda, yeni hadiseyi akılla çözüyor.”Bu mekanda yaşayacaksın.”
Peki, hayat rasyonel bir izah ile açıklanabiliyor mu? Hayata baktığımızda rasyonel ve tatmin edici bir hayat açıklaması yok.