Bursa Hakimiyet

Hukuk kararları hep tartışmalı

         Anayasa Mahkemesi’nin kararları beraberinde tartışma getirmiştir. Daha doğru ve kapsayıcı bir ifadeyle, Türkiye’de hukuk kararları çoğunlukla tartışılmıştır ve tartışılmaktadır. Hukuk kararlarını tartışmak demokratik bir haktır ama tartışmaların altında yatan bu hakkın kullanımı değil, hukuk kararlarının toplum vicdanında bıraktığı güvensizliktir.
       
         Çok gerilere gitmeye gerek yok. 1961 yılından bu yana gerek mahkemelerin, gerek Anayasa Mahkemesi’nin kararları toplumun vicdanında hukuka karşı güvensizliğin oluşmasında büyük etki yapmıştır.
         
         Türkiye’de kamuoyu tarafından tanınan “meşhur hukukçular” darbelere verdikleri destekle ünlenmişlerdir. 1960 darbesinde medeni hukuk profesörü Muammer Aksoy, ihtilal mahkemelerinin kurulabileceği, geriye yürüyen ceza kanunu çıkarabileceği yolunda fetva verenlerden biriydi.
         
          Darbe meşru mudur? Aksoy “Hitler rejimini veya Stalin’in rejimini tasavvur edelim…”diyerek başlıyor darbeyi savunmaya! Buna benzer nice örnekler vardır. 1980 darbesi, 28 Şubat post modern darbe, 367 kararı, AK Parti’yi kapatma davası…
          Gelelim Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği karara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karara duyduğu tepkiye. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla yerel mahkemenin görev alanına müdahale etmiştir. Davayı gören İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi henüz kararını açıklamamıştır ve dava yürümektedir. Yani iç hukuk yolları tüketilmemiştir. İç hukuk yolları tüketilmeden AYM’nin, hak ihlali vardır gerekçesiyle konuya müdahil olması yetkisinin dışına çıkmasıdır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan buna itiraz etmektedir. Hukuk, hakların güvencesi olacaksa ki olmalıdır, hukuki hataların minimum seviyelerde olması gerekir.