Bursa Hakimiyet

İlk kıble Mescid-i Aksa’da İsrail terörü

İsrail devleti kurulduğu günden bu yana safha safha, adım adım, topraklarını genişletmeye devam ediyor. Küresel güçler İsrail’in bu yaptıklarını seyrediyor, Çoğu zaman direkt, zaman zaman da dolaylı olarak destek veriyor. Dünyanın en şımarık devleti olan İsrail, Amerika’nın batmayan nükleer gemisi  görevini de harfiyen yerine getiriyor.
Filistinlilere uygulanan her çeşit insanlık dışı muameleler, Filistini yok etme çabaları dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Zira İsrail Batı desteğini garantilemiş durumda. İsrail’in bugüne dek işlediği insanlık suçu bu desteklerin sayesinde ya hiç görülmedi ya da dil ucuyla uyarıldı. Hepsi bu kadar.
Son zamanlarda kimi Batı ülkeleri Filistin’i bağımsız bir devlet olarak görmek istediklerini ifade etmeye, parlamentolarında buna yönelik kararlar çıkartmaya başladılar ki, İsrail de buna paralel olarak  yeni baskınlar düzenlemeye girişti. 
Açık hava hapishanesine çevirdiği Filistin’de zulüm üstüne zulüm yapıyor. Son olarak Mescid-i Aksa baskını İsrail’in ne kadar tehlikeli ve ne kadar şımarık ve Batı’ya güvendiğini ortaya koyuyor. Tabii şu anda İslam dünyası diye bir şey kalmadı. Sanki İslam dünyası bugünlere hazırlanmış gibi görünüyor. Şimdilik böyle ya, hep böyle kalacak değildir.
Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. İsrail askerleri ilk olarak 1967 tarihinde Mescid-i Aksa’ya baskın yapmışlardı. Aradan 67 yıl geçti. Kudüsteki gerginliği bilerek tırmandıran İsrail, 100 Yahudi’nin Mescid-i Aksa avlusuna giriş izni vererek provakasyonun fitilini ateşlemiş oldu.  
Müslümanların ilk kıblesine “terör” estiren işgal güçleri, mescidin içinde mihrap ve minberin yer aldığı bölgeye postallarıyla girdi.
Peki İsrail, bu denli tehlikeli olabilecek fiillerin içinde niye bulunur? Bir kere İsrail Aksa’yı ikiye bölmek istiyor. Böylece İslam dünyasına en büyük darbeyi vurmuş olacak. 
İsrail Aksa’ya saldırmanın aslında İslam aleminin izzet ve onuruna hakaret etmek olduğunu çok iyi biliyor ve bu saldırıyı o bilinçle yapıyor. İsrail Kudüsü başkent ilan ederken de aynı gayeyi gütmüştü. Kendini güçlü gösterip İslam dünyasının ne kadar zavallı olduğunu dünyaya ilan etmiş bulunuyor. 
Ama tarih bize göstermiştir ki, zalimler işledikleri zulümleri misliyle ödemişlerdir. Bu bir nevi tabiat kanunu.