Bursa Hakimiyet

‘İnkılâb-ı Azim’den önce ittihatçılar ve masonluk

1906 yılında Jön Türk hareketi Osmanlı Terakki ve İttihad ve Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet cemiyetleri etrafında örgütlendiğinde, her iki örgüte katılanlar arasında masonlar bulunmuş ama dahili hizipler oluşturmadıkları gibi genel siyaset konusunda farklı yaklaşımları benimsememişlerdir. 
Örneğin Terakki ve İttihad Cemiyeti yeniden örgütlenirken Mısır masonluğunun liderlerinden Muhammed Ali Halim Paşa da hey’et-i merkeziyeye girmiş, ama örgütün genel siyasileri üzerindeki etkisi, mason olmayan üyeler, örneğin Dr. Bahaeddin Şakir’e kıyasla fazlasıyla sınırlı olmuştur.
1907 yılında Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti ile birleşerek bu örgütün Harici Merkez-i Umumisi unvanı alacak olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’nin 10 kurucusundan Mehmed Tahir Bey haricindekilerin mason olması, Selanik örgütlenmesi hakkında değişik iddiaların ortaya atılmasına neden olmuştur. 
Gerçekten de Hürriyet Cemiyeti’nin erken örgütlenmesinde İtalyan obediyansına bağlı Macedonia Risorta ve Labor et lux ile Fransız obediyansına bağlı Vertas localarına kayıtlı üyeler önemli roller oynamışlardır. Bu locaların Avrupa ve Mısır’dan gizli muhaberat ve yasak yayınların getirilmesi, saklanması ve dağıtılması alanında önceleri Hürriyet Cemiyeti, daha sonra ise Terakki ve İttihad Cemiyeti’ne önemli katkıları gerçekleşmiştir.
Ancak bu katkının ötesinde, masonluğa ait belirli siyasal programın bu kanalla Terakki ve İttihad Cemiyeti’ne kabul ettirilmesi benzeri bir durumun gerçekleşmediğinin altı çizilmelidir.
Örneğin Dahili Merkez-i Umumi ve Selanik teşkilatı içinde Talat Bey(Paşa) benzeri ileri gelen masonlar olmasına karşılık, Manastır örgütlenmesinde mason üye sayısı oldukça az olmuştur. Bunun yanı sıra örgütün askeri kanadının Enver Bey(Paşa) ve Ahmed Niyazi Bey benzeri liderlerinin mason olmadıkları da bilin-melidir.
Bu iç içe geçişin en önemli nedeni, şüphesiz masonluğun II. Abdülhamid rejimi ile başından beri çatışmacı bir ilişki içine girmesi ve liberal muhalefeti desteklemesidir. 
Ancak bunun fazlasıyla genel bir siyaset olduğuna işaret etmek gereklidir. Nitekim Terakki ve İttihad Cemiyeti’nin en önemli rakibi olan Sabahaddin Bey de bilhassa Yunan masonları ile son derece iyi ilişkiler geliştirmişti.
1908 sonrasında İttihadçılığa karşı liberal bir seçenek olarak ortaya çıkan Sabahaddin Bey’e destek verenler arasında çok sayıda mason olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Burada kim kimi kullandığı ile ilgili çeşitli yorumlar yapılabilir. (Kaynak Derin Tarih sayı 39. Şükrü Hanioğlu)