Bursa Hakimiyet

İnsan iki yönü olan bir varlıktır

İnsanı konu alan incelemelerin birleştikleri ve anlaştıkları noktalardan biri şudur: İnsan iki yönlü bir varlıktır.
Bir. His ve duygu… Duygu, cezbe, heyecan, vecd, vicdan, sevgi, aşk, nefret gibi hususlar insanın bir yönüyle ilgilidir. İnanmak bir kalp işi olduğuna göre dini akidelerin, insanın bu yönüyle olan ilişkisi açıktır.
İki. Akıl ve düşünce. Fikir, tefekkür, nazar, istidlal, kıyas, mantık, zeka ve zihin gibi isimler, verilen hususlar insanın bu yönüyle ilgilidir. Düşünmenin merkezi olarak da beyin (dimağ) kabul edilmektedir. İnsanı düşünmeye davet eden yüzlerce âyetin ve hadisin mevcut olduğu dikkate alınırsa, İslâm’ın insanın bu yönüyle ilgisi açıkça ortaya çıkar.
Sadece hisseden ve duyan, fakat düşünmeyen veya sadece düşünen fakat hissi ve duygusu olmayan veyahut da çok az olan insan tiplerinin normal insanlarla ilgileri azdır. Bununla beraber bazı insanlarda his normal olarak mevcut olduğu halde, düşünce çok daha fazla gelişmiştir. Buna karşılık düşünce normal olarak mevcut olduğu halde diğer bazı kimselerde de his fazla gelişmiştir.
Filozoflar, nazariyeciler, matematikçiler, mühendisler, fizikçiler, kimyacılar, astronomlar, iktisatçılar, hukukçular, teknisyenler…, düşünce yönüne sahip ve hakim olan kimselerdir. Ayrıca zekanın da bir nazari( teorik) diğeri ameli (pratik)- nazari akıl, ameli akıl-olmak üzere iki nevi vardır. Siyasetçilerde, zanaat erbabında, tüccarda, sanayicide… ameli zeka, nazari zekadan daha kuvvetlidir.
Şairler, edipler, romancılar, müzisyenler, hattatlar, raksla uğraşanlar, heykeltıraşlar, ressamlar…, his yönü düşünce yönüne galip ve hakim insanlardır. Teknolojide zeka, güzel sanatlar alanında his önemlidir. Akıl hissi, his aklı tamamladığından, birinin diğerine muhtaç olmaması gibi durum kesinlikle söz konusu değildir. Onun için her iki sınıf içinden de kaşifler ve mucitler çıkmıştır. Her iki sınıf insan tipi de kendi dallarında dahiler yetiştirmiştir.(Prof. Dr. Süleyman Uludağ- İslam Düşüncesinin Yapısı. Dergah yay.)
Üstün ve şerefli bir varlık olarak yaratılmış olan insan hem madde hem de mana alemini bu üstünlük ve şerefe yakışır bir şekilde imar etmekle görevlendirilmiştir. Bu görevi gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyacağı yetenekler kendisine bahşedilirken iyilik ve kötülüğün yolları da gösterilmiştir. Kendisinden beklenen; hayat yolculuğu boyunca emanetçisi olduğu kıymetli yetenek ve imkanları kötülüklere gömmeyip, tertemiz koruyarak hem dünya hem de ahret mutluluğuna erişmektir.