Bursa Hakimiyet

İnsan kutsamak ister (2)

Kapitalist dünya diyor ki: “ Senin bir başlangıcın vardı fakat o hiç mühim değil. Sen bu dünyada varsan şöyle, şöyle yaparsın. Yeteneklerini böyle, böyle kullanırsın. Şu istikameti alıp gidersin. Bu hareketin iyidir güzeldir. Ölümden sonra zaten bir şey yoktur. Ölür gidersin.” diyor.
Burada önemli olan şey şudur: Bu değerler sistemine, yani medeniyet tasavvurunun  temel dogmalarından ve onlardan yapılan çıkarsamalarla oluşturulan değerler sistemine, o tasavvura mensup insanın inanması…
İnanmadığınız zaman, o tasavvurun size önerdiği şeyler, çizdiği alem tasviri sorularınıza cevap olmaz. Muallakta kalırsınız.  İnandığınız zaman ise o sizin için bir cevaptır, muallakta kalmazsınız. Niye? Bağlandığınız bir değerler sistemi vardır.
O zaman insan dediğimiz varlık, bu değerler sistemi doğrultusunda eylem yapmak durumundadır. İnanmadığı bir şeyi yapması ona çok ağır gelir. Ya zorla yaptırırsınız ya da onu ifsad ederek(fitne çıkararak) yaptırırsınız…
Buradaki ifsat, insanın inandığı değerlerin dışında başka değerlere tabi bir davranışıdır. Mesela insanın içgüdüsüne hitap ederek onu motive edebilirsiniz. Ama bu sefer de inandığıyla davrandığı çelişki içinde olduğundan o gene bir çatışma yaşar.
Her medeniyet tasavvurunun kendi içinde bir değerler sistemi vardır. Bu değerler sisteminin size söylediği şeyler birer dogmadır. Yani rasyonel manada bunları ispatlayamazsınız.
Mesela insan aklı mutlak bilgi üretemez, izafi bilgi üretir. Matematik yaparken bile kuram, başlangıçta bir postulatla(ön kabulle) başlar. Postulat şöyle tarif ediliyor: İspata hacet olmayan, aşikar kabul. Böyle başlarsınız. Yani iman edeceksiniz. O zaman direkt dogma oluyor. Tabii rasyonalite, Hıristiyan dogmalarına çok kızdığı için kendi dogmalarını gündeme getirmez fakat onun temelinde de dogma vardır.
Mesela bir tanesi şudur: “Bilim bilim.” diyoruz, kutsuyoruz- hala kutsayan olsa da pek kutsaması kalmadı- ama şimdi para kutsanıyor. Onun bir postulatı, bir kabulü var.