Bursa Hakimiyet

İnsanda tekasür krizi

Çağımızın insanı hep daha fazlasını, daha büyüğünü, daha lüksünü, daha yenisini arzu ediyor.  Tekasür ( çoğalma-çok övünme)krizi bu. 
Dünyevileşme arttıkça bencillik artıyor, diğerkâmlık azalıyor. Felah, kurtuluş; maddi gelir, makam, mevki, şöhret gibi dünyevi hedeflere ulaşmada aranıyor. Bunların peşine düşmüş insan yalnızlaşıyor, hayal bile kuramıyor. Empati, sempatinin adı kalmış sadece.
En basitinden, ebeveynler çocuklarının ‘ hayatlarını kurtarmasını’ yüksek kazançlı bir iş bulmalarına, prestijli şirketlerde çalışmalarına bağlıyor. Ya da bol kazanç getirecek bir futbolcu olmasına… Ahiret odaklı yaşaması, dünyayı ahretin tarlası görmesi gereken bir Müslüman, dünya metaını ahret nimetinin yerine ikame ediyor. 
Meta geçicidir. Nimet ise süreklidir, bakidir. İnsanın dünyevileşmesine, bencilleşmesine yalnızlaşmasına mukabil azalan sosyal yardımlaşma ve dayanışma beraberinde huzursuzluğu, güvensizliği, getirdiği gibi tefeciyi insanın boş bıraktığı alana davet ediyor. Önce insanı tanımalıyız ki kötülüklerle mücadele edilebilsin.
‘Anlam ve amaçlılık’ kanunu yaratılmış ilk kanundur. İnsan ilk başta kendisinin olmak üzere yaratılmanın, yaratılmışların anlam ve amacını keşfetmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün farkına varan insan, örnek insan olma yolunda ilerler. 
Zira insanların pek çokları dünya meşgalelerine, arzu ve nefislerine yenik düşebiliyorlar. Bu insan iş-güç, oyun-eğlenceye dalarak asıl vazifeyi unutmuştur. Diğer yandan, modern dünyada anlam sağlayıcılar da unutulmaya yüz tutmuştur. Mesela din, en temel anlam sağlayıcıdır. Eğer din, Kur’an, İslam yoksa o hayatın anlamı yoktur. Geriye daha çok kazanma, daha çok biriktirme, daha çok eğlenme, daha çok endişe, daha çok ümitsizlik, daha çok yalnızlık kalır.
Müslüman, ilahi kattan verilen anlam ve amacı kabullenen insandır. Her şeyin yaratılmış olduğu orijinal, ilahi bir format vardır. 
Buna fıtrat denir. Bir şeyin fıtratı o şeyin yaratılış amacıdır. Fıtratı keşfetmek ise anlam ve amacı keşfetmektir. Bunu keşfeden insan ancak, çevresi ve kendisi ile olan ilişkisini doğru kurar, şeylerin fıtratındaki ilahi imzadan yola çıkarak imza sahibini bilir, tanır, sever ve razı olur. Fıtratı yanlış okumak ve yok saymak ise eşyalardan kötülük, şer zuhur edercesine ürkmektir.
Sonuç itibariyle modern insan yalnız ve huzursuz insandır. Modern insanın bir çıkmazı da araçları amaç edinmesidir.