Bursa Hakimiyet

İsrail ve siyasal sonuçlar (2)

Son derece aşağılanmış Cabri, bunun üzerine partiyi iptal etmiş ve çok geçmeden Arap Birliği Örgütü’nün Fez kentindeki toplantısında Kral Hüseyin de FKÖ’yü Filistinlilerin yasal tek temsilcisi olarak tanıyan karar lehine oy kullanmıştır.
İsrail kamuoyu için, Filistinlilerin “devletleşme” talepleri, Yahudi ideolojik kaygıları nedeniyle kabul görmemektedir. İsrail politikalarının böylesi bir anlayışa sahip olmasından çıkarılacak sonuç; biricik “Yahudi devleti” olarak bu en önemli karakterini göz önünde bulundurmadan, İsrail siyaset oluşum mekanizmaları konusunda yapılacak analizler yanıltıcı olacaktır.
Özellikle de, nüfusu göçmenlerden oluşan diğer ülkelerle ya da Batı emperyalizmi ile yapılacak yüzeysel kıyaslamalar, doğru değildir. Irkçı yönetim sırasında dahi Güney Afrika toprakları resmi olarak yüzde 87’si beyazlara, yüzde 13’ü de siyahlara ait olacak şekilde bölünmüştü. Ayrıca, resmi olarak hakim(siyahi) eyaletler, Banstustans adıyla kurulmuştu. Ama “Yahudi ideolojisi” İsrail toprak larının hiçbir parçasının Yahudi olmayan kişilere ait olmasını kabul etmediği gibi, hakimiyet sembolü olan”(Ürdün bayrağı gibi) işaretlerin belirgin biçimde sergilenmesine de izin vermez. Toprakların tümüyle kurtulması prensibi tüm Yahudi topraklarını talep eder; yoksa örneğin yüzde 87’sinin geri alınmasını değil.
Yahudi ideolojisi, halihazırda bilinen Romalılar ve onun ardından gelen seküler imparatorluklar için geçerli olan prensipleri de reddeder. Bu, Lord Cromer tarafından şöyle formüle edilmiştir: “Biz, Mısır’ı değil, Mısır’ın yöneticilerini yönetiriz.” Ama, Yahudi ideolojisi böyle bir anlayışı dahi yasaklar. O, İsrail toprakları içinde “Yahudi olmayan” herhangi bir valiye karşı saygı uyandıracak bir davranışı kökten reddeder.
Eskilerin, bağlı kralları, sultanları, prensleri ve şefleri; ya da günümüzün bağımlı diktatörleri ve buna benzer emperyalist hegemonyanın değişik biçimleriyle uygunluk gösteren yöntemlerin değişik biçimleriyle uygunluk gösteren yönetimlerin hiçbiri, İsrail toprağı olarak kabul edilen bu bölge içinde İsrail tarafından kullanılamaz.
ABD’nin İsrail’e vermiş olduğu destek, soyut anlamların ötesinde somut ayrıntılar göz önüne alındığında, Amerika’nın emperyalist çıkarlarının bir sonucu olarak açıklanamaz. 
Amerikan yönetiminin Ortadoğu politikalarını izah edebilmek için, ABD’deki örgütlü Yahudi topluluğunun sahip olduğu güç mutlaka hesaba katılmalıdır. Ortadoğu’da çıkarları çok da önemli olmadığı halde, İsrail’e kendini ABD’den daha fazla adamış olan Kanada’da bu olgu çok daha dikkat çekicidir.