Bursa Hakimiyet

İsrail ve siyasal sonuçlar

Klasik Yahudilik inancının, Yahudi olmayan insanlar karşısındaki daimi düşmanlık tutumu, siyonistleri güçlü biçimde etkilemektedir. Tabii ki bu sonuncular aracılığıyla, İsrail devletinin politikalarına da nüfuz etmiştir.
1967 yılından bu yana, İsrail ne kadar çok “Yahudi”leşti ise, onun politikaları da (emperyalist çıkarlar olarak düşünülen faktörlerden ziyade) o kadar çok, Yahudi ideolojik kaygılardan etkilenmiştir. Bu ideolojik tesir, Yahudi dininin İsrail siyaseti üzerindeki hakimiyetini görmezden gelmeye ya da küçümseme eğilimindeki yabancı uzmanların dikkatinden çoğu zaman kaçmaktadır. Bu, onların birçok yorum ve tahmininin neden yanlış olduğunu da izah etmektedir.
Bazı İsrail siyasetçilerinin, Yahudi ideolojik faktörlerini bir kenara bırakarak, tamamen emperyalist çıkar hesapları ile hareket edilmesi yönündeki girişimleri, feci sonuçlara yol açma dışında bir işe yaramamaktadır. Yom Kippur savaşında alınan kısmi yenilgiden çok kısa bir süre sonra, 1974 yılının başlarında, İsrail, henüz Arap ülkelerince Filistin’in tek yasal temsilcisi olarak tanınmayan FKÖ’nün güçlenmesini engellemeyi hayati bir çıkar olarak görüyordu. Bunun üzerine İsrail hükümeti, Batı Şeria üzerinde Ürdün veliyetini destekleyen bir plan yaptı. Kral Hüseyin’den buna destek vermesi talep edildiğinde, Hüseyin apaçık bir taviz karşılığında bunu kabul etti.
Plan şöyleydi: Savunma Bakanı Moshe Dayan’ın desteği sayesinde Batı Şeria bölgesinin güney bölgelerini o güne kadar demir yumrukla yönetmekte olan, kralın Batı Şeria’daki birinci adamı Şeyh Cabri,el-Halil’deki saray gibi evinin bahçesinde, bölgenin soyluları için bir parti verecekti.
Kralın doğum günü şerefine verilecek olan partide, Ürdün bayrakları dalgalandırılacak ve Ürdün yanlısı bir kampanya başlatılacaktı. Ama yakınlardaki Kiryat-Arba Yahudi yerleşim birimindeki dindar Yahudi yerleşimciler, çok kısa bir zaman içinde bu planı duymuşlar ve Başbakan Golda Meir ile Dayan’ı, tehdit edip, İsrail topraklarında “Yahudi olmayan bir ülkenin” bayrağının dalgalanmasına göz yummayacakları ve dolayısıyla bu toprakların sadece Yahudilere ait olduğu kutsal ilkesini ihlal edecekleri gerekçesiyle şiddetli bir protesto kampanyası başlatmışlardı. 
Bu prensipler tüm siyonistlerce benimsenmiş olduğundan, hükümet yerleşimcilerin taleplerine boyun eğmek zorunda kalmış ve Şeyh Cabri’ye hiçbir şekilde Ürdün bayrağı dalgalandırmaması emri iletilmiştir.
Devam edecek.