Bursa Hakimiyet

İsrail’den “Ulusal devlet” tanımı

İsrail’i “Ulusal devlet” olarak tanımlayan tasarı geçtiğimiz haftalarda Bakanlar Kurulu’nda 11’e karşı 14 oyla imzalandı. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatı ile koalisyonlardaki farklı partilerden üç bakanın hazırladığı yasa taslağı, Hattuna Partisi lideri Adalet Bakanı Tzipi Livni ile Yeş Atid Partisi lideri Maliye Bakanı Yair Lapid’in muhalefetine rağmen kabul edildi. Bakanlar Kurulu’ndaki oylama sırasında taslak, 14 evet, 11 ret oyu aldı.
Onaylanmasına kesin gözüyle bakılan tasarı, İsrail’in bir anayasası olmadığı için devletin”temel kanunlar”ına dahil edilecek. Yasa tasarısında İsrail devleti, bölgesel bir devlet şeklinde değil tüm dünya Yahudilerinin temsilcisi etnik-dini bir devlet olarak tanımlanıyor. Tasarıda şu ifadeler yer alıyor: “İsrail devleti Yahudilerin tarihi anavatanı ve İsrail devletinin kurulduğu yerdir. İsrail devleti Yahudilerin anayurdu olarak Yahudilerin kültürel ve tarihi mirası açısından kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir.
 İsrail devleti İsrail peygamberlerinin vizyonları ışığında özgürlük, adalet ve barış temellerine dayalı, demokratik ve hukuka uygun olarak tüm vatandaşların bireysel haklarını savunur. Tüm Yahudiler ülkeye göç ve yasalara göre devlet vatandaşlığını alma hakkına sahiptir. Devlet sürgündeki Yahudi halkını toplamak, diasporadaki Yahudi topluluklar arasında bağları güçlendirmek için hareket edecektir. İsrail devleti Yahudi geleneklerine göre tarihi  ve kültürel mirası korumak için hareket edecektir. İsrail devleti kendi kültür, miras, dil ve kimliğini korumak için ırk, milliyet yada din ne olursa olsun, tüm sakinlerini etkinleştirmek için çalışacaktır.”
 Martin Buber
Martin buber hayatı boyunca ve hatta İsrail’de ölünceye kadar, dini siyonizmin siyasi siyonizm olarak yozlaşmasını ve tersine çevrilmesini durmadan kınamıştır. Martin Buber, New-York’ta şu açıklamayı yapıyordu: “ Altmış sene  önce siyonist harekete girdiğimde hissettiğim duygu, esas itibariyle bugün de hissetmekte olduğum duygudur… Bu milliyetçiliğin diğerlerinin yolundan gitmeyeceğini umuyordum. Diğer milliyetçilikler büyük bir umutla başladılar ve sonunda kutsallaştırılmış bir bencillik hakine geldiler.Hatta Mussollini gibiler.  Bizler Filistin’e döndüğümüzde kesin ve asıl soru şu oldu: Sizler buraya bir dost, bir kardeş, Ortadoğu halkları topluluğunun bir üyesi olarak mı geliyorsunuz, yoksa sömürgeciliğin ve emperyalizmin temsilcileri olarak mı?
Araplar’la olan münasebetlerimizde her şey her zaman mükemmel değildi, fakat umumiyetle Yahudi köyü ile Arap köyü arasında iyi komşuluk ilişkileri vardı….