Bursa Hakimiyet

Kamu borçlanması kime yarar?

Türkiye, uzun yıllar yüksek faiz, yüksek kamu borçlanması ve yüksek enflasyonla yol almaya çalıştı. Toplanan yıllık vergilerin tamamını borç faizlerine ödemek zorunda kalmıştı. Bu olumsuz yapı 2003-40 yıllarına kadar devam etti. Küçük ve orta işletmeler bankalardan kredi alamaz olmuştu. Zira bankalar bütün paralarını kredi olarak kamuya aktarıyordu.
    Peki… Kamu borcundan kim kazanç sağlar. Bu tarihsel tecrübe birçok sebepten dolayı temel mahiyettedir. Öncelikle Karl Marks başta olmak üzere 19.yüzyıl sosyalistlerinin özel sermaye biriktirmeye hizmet eden bir araç olarak algıladıkları kamu borcuna hep şüpheyle yaklaşmışlardır. İngiltere ve Fransa bu anlamda iyi bir tarihsel örneğe sahiptir.
    Kamu borcu sadece İngiltere’de değil, birçok farklı ülkede, özellikle de Fransa’da yüksek bir bedelle geri ödeniyordu. Gerek Fransa, gerekse İngiltere’de kamu otoritesi kimi zaman özel kesimin servetini büyütmek eğiliminde olmuştur. 18.ve 19. asırlar bu ülkelerin büyük miktarlarda devlet borçlanmasına gittikleri 21. yüzyılın başında, bu iki ülkenin ve diğer zengin ülkelerin tümünü bu yöneliş içinde olduğu bilinmektedir.
    1950’lerden sonra yeniden inşa ve Alman ekonomik mucizesi dönemi boyunca, Almanya’da da devlet, Fransa’dakine benzer bir biçimde, ulusal sermayenin %25-30’unu elde tutuyordu. Ve yine Fransa’da olduğu gibi 1970-1980 döneminden itibaren büyümenin yavaşlaması ve kamu borçlarının birikmesi son dönemde durumu tam anlamıyla tersyüz etmişti. 
Net kamu serveti 2010’lu yılların başında tam olarak sıfıra yakın gelmiştir ve 1950’li yıllardan bu yana artmayı sürdüren özel sektörlerde bugün milli servetin nerdeyse tamamını temsil etmektedir.
      Ancak Almanya’daki özel servetin değeri Fransa ve İngiltere’dekiyle kıyaslandığında aralarında dikkate değer bir fark olduğu görülür. Almanya’daki özel servet savaş sonrası dönemden bu yana ciddi bir gelişme göstermiştir. 
1950’de sıra dışı denebilecek kadar düşük bir seviyedeyken( bir buçuk yıllık milli gelirden biraz fazla) bugün dört yıllık milli gelirden fazlasına karşılık gelmektedir. Özel servetin Avrupa genelinde yeniden oluştuğu konusunda hiçbir şüphe yoktur. Yine de Almanya’da özel servet 2010’lu yılların başında bariz bir biçimde İngiltere ve Fransa’dakinden daha düşük seviyededir. Özel servet Almanya’da dört yıllık milli gelire karşılık gelirken, Fransa ve İngiltere’de beş, İtalya ve İspanya’da ise altı yıldır.