Bursa Hakimiyet

Küresel kapitalizm gönüllü kölelik!

Nedir küreselleşme? Küreselleşme, teknolojik- enformatik bir süreç midir? Sermayenin, emeğin, tüketim nesnelerinin dünya ölçeğinde sirkülasyonu mudur? Çok uluslu sermaye şirketlerinin kurduğu sömürü evreni midir? Ya da yeni bir sömürgecilik biçimi midir; belirli bir bilgi biçiminin, inanç anlayışının, yaşam tarzının dünyada hakim duruma gelmesi midir? 
Dünyadaki bütün toplumların aynı/ortak bir hayat ve yönetim tarzı altında bir araya toplanma süreci midir? Ve acaba küreselleşme yeni bir tür hegemonya ve sömürü içermekte midir?
Küreselleşme yukarıda sayılanların tamamıdır ve görünen kısmıdır. Bugün dünyada yaşanan her türlü refahın ve her türlü sefaletin yüzüdür küreselleşme. İki çeşit kölesi vardır küreselleşmenin. Sürünenler ve şimdilik göreceli refahta olanlar.
Yeni bir dünya tasavvuru olarak küreselleşme, anlaşılmakta olanın aksine; birçok farklı dinin, kültürün, medeniyetin, siyasal, sosyal, ekonomik unsurun veya farklı ırkların kendi özelliklerini koruyarak bir arada yaşamaları olarak anlaşılamaz. 
Eğer iş böyle olsaydı bu tarz bir siyasal/ sosyal varoluşa tarihte sıkça rastlanmazdı; oysa insanlık tarihinin buna hiç de yabancı olmadığını biliyoruz. İmparatorluklar düzeyinde rastladığımız bu türden varoluşu, küresellikten ayıran önemli özellik; kendi hayat biçimlerini her şeye rağmen yaşayarak muhafaza etmeleridir; birlikteliğin- eğer gönüllü katılım söz konusu değilse- klasik hegemonya temelinde gerçekleştirilmiş olmasıdır.(A.Arslan. Yeni bir anlam anlayışı.)
Küreselleşme, elbetteki ulusların, dillerin, kültürlerin dinlerin veya hayat biçimlerinin yok olması, ortadan kalkması değildir. 
Tersine, bunlara asliyelerini kazandıran aralarındaki sınırların çözülmesi; kendi gerçekliklerinden, içleri boşalarak bir “karışım” lehine bu sınırların erimesidir. Karışımla meydana gelen unsuru, bir “ melezleşme  “; bunların kendine ait hakikatin ekseni olmayacak şekilde dönüşüme uğraması olarak nitelendirebiliriz.
Artık dünyada her şey; üretim sistemleri, tüketim alışkanlıkları, günlük hayat, evde, işyerinde, dinlenme mekanlarında  ve en önemlisi elimizden düşmeyen telefonlar, binek araçları, hatta okuma parçaları küresel kapitalizme hizmet veriyor, insanı biraz daha onun bir parçası haline getiriyor. Bunlar hayatımızın bir parçası değil, hayatımız olmuştur. Yani her birimiz, ideolojimiz, gelir seviyemiz, eğitimimiz ne olursa olsun küresel kapitalizmin gönüllü köleleriyiz vesselam.