Bursa Hakimiyet

‘Laiklik ideoloji değildir’

İsmail Kahraman bir toplantıda, “Yeni anayasada laiklik kavramı yer almamalı” demiş. Konuşma metni bir hayli uzun ama önemli olan bu bölüm. Meclis önünde hemen bir eylem düzenlendi. Bu gibi eylemler CHP’nin sevdiği türden eylemler. Birkaç yerde daha yapılır.
 Laiklik, laikleşme, laikçilik. Türkiye’de ne laiklik ne laikleşme yeterince anlaşılmış değildir ve bu nedenle de Türkiye’de laiklikten dem vuranlar aslında laikçiliği savunmuşlar toplumu ayrıştırmışlar, laikliği ideoloji olarak kabullenmişlerdir.  Her şeyden önce laiklik demokrasinin doğal sonucudur.
Demokrasiyi tanımlayan laiklik değil çoğulculuktur. Meşruiyet kaynağı çoğulculuk olduğu sürece demokratik devlet herhangi bir örnek ahlaki çerçeve üzerine kurulabilir. İngiltere’de hâlâ bir ulusal kilise bulunuyor, kilisenin başı aynı zamanda ülkenin hükümdarı ve psikoposları parlamentonun Lordlar Kamarası’nda görev yapıyorlar. Hindistan, yakın zamana kadar, devlete inanılmaz ama muazzam başarılı “gerçek Hinduizm” vizyonu uygulama çabasında, elitist Hindu Uyanışı(Hindutva) teolojisi taraftarlarınca yönetiliyordu. Ancak, tıpkı Birleşik Devletler gibi, bu ülkeler de demokrasi olarak kabul ediliyor; laik oldukları için değil, en azından teoride çoğulculuğa bağlı kaldıkları için.
İnsan hakları çoğulculuk da laikleşmenin sonucu değildir, bunlar laikleşmenin temel nedenidir, yani, demokratik herhangi bir toplum- İster İslami olsun, ister diğer toplumlar olsun- çoğulculuk ve insan hakları ilkelerine bağlı ise, siyasi laikleşmeye giden kaçınılmaz yolu izlemeye kararlı olacaktır.
 Laiklik siyasi bir kavramdır, ideoloji değildir. Yaşam biçimi hiç değildir.