Bursa Hakimiyet

Mavi Marmara baskını

Tarih 31 Mayıs 2010. İHH İnsani Yardım Vakfı ve Özgür Gazze hareketinin organize ettiği insani yardım malzemeleri taşıyan 6 gemiye Akdeniz’de uluslararası sularda İsrail devleti tarafından müdahale edildi on kişi öldürüldü onlarca insan da yaralandı. Gemilerin baskına uğradığı alan İsrail’den 70-80 mil( 130-150 km) açıktaki uluslararası sulardı. İsrail bu baskında hayatını kaybedenlere Türkiye’nin bastırmasıyla tazminat ödemeyi kabullenmişti. O halde İsrail neden böyle riskli bir duruma girmişti.
İsrail devleti ikibinli yılların başında Gazze’yi Mısır’a vermeyi düşünüyordu. Böylece Filistin halkının bir bölümünden kurtulmuş olacaktı. Ancak daha sonra, Gazze sahilinin açıklarında( Mavi Marmara- yardım konvoyunun vurulduğu noktada) doğalgaz rezervi tespit ettiler. Bu sefer Gazze politikalarında değişiklik yaptılar. Gazze bulunduğu statüyü koruyacak ama, yeni yerleşim alanları açmak suretiyle Filistinlileri göçe zorlayacak veya azınlık durumuna düşürecekti. 
Bu plan hala ayniyle devam ediyor. İşte yardım konvoyuna uluslararası sularda müdahale etmenin temelinde bu yatar. Uluslararası bu suları kendine mal etmek gayretlerinden başka bir şey değildir. Yani buralarını İsrail toprağı yapma politikalarından başka bir şey değildir. Türkiye hükümeti bunun farkındaydı ve oyunu şimdilik bozmuş oldu.
Doğu Akdeniz’de enerji yataklarının  tespit edilmesiyle birlikte bu bölge ülkelerinin politikalarında da gelişmeler enerji üzerinde odaklandı. Doğu Akdeniz enerjisini ortak çıkarmak üzere Mısır, İsrail ve Güney Kıbrıs arasında bir anlaşma imzalandı. 
Mısır adına imzası bulunan Hüsnü Mübarek’ti. Daha sonra yapılan seçimde Mursi ,Hüsnü Mubarek’e karşı seçimi kazandı ve Mısır devlet başkanı oldu. Mursi’nin iktidardaki ilk icratlarından biri bu üç ülke arasında imzalanan anlaşmayı bozmak oldu. Mursi büyük bir ihtimalle Türkiye ile yaptığı görüşmeler sonucunda bu anlaşmayı bozdu. Mursi’nin bu hareketi başta Amerika olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin hoşuna gitmedi. 
Çünkü bu hareket bir nevi yeni Mısır politikası demekti ve en azından mümkün olduğunca eski Mısır politikalarına nazaran daha bağımsız olacaktı. Bu durum aynı zamanda Suriye’yi de etkisi altına alacaktı. İhvan teşkilatı Suriye’de de çok güçlüydü.
Bizim muhalefet bunları hiç göremedi. Ama Batı dünyası çoktan kararını vermişti. Mısır’da Mursi devrilecekti, ve öyle oldu. Ne hikmetse buna en çok sevinen de “bizimkiler” olmuştu.