Bursa Hakimiyet

Okullarda din dersi bitmeyen tartışma

Okulların açılması ile birlikte, okutulacak din derslerine itirazlar hararetlendi. Kendini bilmez bir iki kişi meseleyi İslam’a hakarete kadar vardırdı.
İçinde bulunduğumuz yirmi birinci yüzyıl için kullanılan niteleme kavramlarının başında “bilgi çağı” ve “ bilim çağı” gelmektedir. Bu da şu anlama gelmektedir: İçine girdiğimiz yeni yüzyılda bilgi ve bilim hakim olacaktır. Yani bu çağa, bilgi ve bilime sahip olanlar, üretilmiş bilgiyi sonradan öğrenerek veya o bilginin ürünlerini satın alarak kullananlar değil, aksine bu bilgiyi üretip geliştirenler yön verecektir.
İşte bu gerçek, ülke ve milletleri bilimde ve bilimselleşmede bir yarışa sevk etmektedir. Yarış çağın gerçeklerine vakıf olan toplumlar, ülkeler arasında geçecektir. Bu yarışta en etkin unsur eğitimdir. Öncelik bilim satın alan değil, bilakis bilgiyi üreten insan yetiştirmektir.
Eğitimin bir yüzü bilgi üreten insan yetiştirmek iken diğer yüzünde de ahlâkilik boyutu vardır. Ahlakilik ise din ile tarihi-antropolojik-evrensel bir gerçeklik olarak yakından ilişkilidir. Bu boyut ihmal edilmemelidir.(Doç. Dr. Cemil Tosun)
Sanayi ve teknoloji çağları, pozitivizmin ve komünizmin de etkisiyle, ilahi dinden tabii ve insani din anlayışına ve dinsizliğe doğru arayışları yaşamıştır. Bu arayışlar ve tereddütlerden kişisel ve toplumsal olarak istediğini elde edemeyen insanlar yeniden dine dönüş sürecini yaşamayı denemektedirler. Fakat bu dönüş o kadar sade ve kolay olmayacaktır.
Dinler arasında ve dinlerin içerisinde arayışlar çokluğu ve bu çokluğun çatışmaları kaçınılmaz görünmektedir. Beklenen çatışmaların temel nedeni din ve dinler alanındaki bilgi eksikliğidir.
Ülkemizde din eğitimi çok yönlü tecrübeye sahiptir. Bu tecrübelerin bir kısmı onun geleneğini oluşturuyor. Bir kısmı ise, din eğitiminin aleyhinde olan tecrübelerdir. Ne geleneğin ne de aleyhteki gelişmelerin bu alanın sıkıntılarını çözemediği gibi de ayrı bir gerçek olarak ortada durmaktadır. Buradan çıkışın yolu din eğitimini bilimselleştirmek olmalıdır. Aksi halde, bir taraftan zamanın ihtiyaçlarına göre yorumlanmamış geleneğimiz yetersiz kalacak, diğer taraftan, bu yetersizlikten şikayet edenler yeni arayışlara gireceklerdir.
Din eğitimi ve öğretimi denince, ilk aşılması gereken engel bu meseleye karşı duran ideolojik yaklaşımdır. Çünkü ideolojik yaklaşım, din eğitimi ve öğretimi konusunda bilimsel olmayan, hissi ağırlıklı tutumlara sebebiyet vermektedir.