Bursa Hakimiyet

Orient

Napolyon’un gemisinin adı Orient’tir. Napolyon oryantalizme verdiği önemin göstergesi olarak bu adı gemisine koymuştur. Napolyon Mısır’ı işgal edince, Ezher Üniversitesi’nin önde gelen âlimlerini karargahına çağırarak,kendilerinin hakiki Müslümanlar olduğunu ileri sürmüş ve bu alimlere işbirliği teklifinde bulunmuştur.(Bazı Müslümanlar Napolyon’un Müslüman olduğunu düşünürler) Napolyon Mısır seferi için birçok oryantalisti yanında getirmiş, ve işgalde bunlardan faydalanmıştır. Zira bu yolla Mısır’ı savaşmadan almıştır.
Mısır işgali her ne kadar uzun sürmemişse de, hadise Batı’nın İslam dünyası ve özellikle de Osmanlı Devleti ile ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuştur. Zira Mısır’ın Napolyon tarafından işgali her şeyden önce oryantalistlerin kalemi ile askeri gücün ortaklığını simgelemektedir.
Fransa gibi İngilizler de sık sık tasavvufi cemaatlerle savaşmak durumunda kalmışlardır. Mesela İngiliz güçleri Sudan’da tarikatlarla yaptığı mücadelelerde çok sıkıntı çekmiş ve onların düzenlediği baskınlarda birçok askerini kaybetmiştir.
Batıda, İslam dünyasına yönelik büyük bir ilginin uyanmasında önemli rol oynayan iki temel sebep vardır. Biri ticaret, ikincisi sömürüdür. Sömürüyü kolaylaştırmanın yolu tahakküm altına almaktır, ama çaktırmadan.
Bunun neticesinde Doğu ile alakalı ciddi araştırmaların temelleri, İngiliz üniversitelerinin de katkıla-rıyla 17.yüzyıl başlarında atılmıştır. 16. yüzyılda İslam medeniyeti doruktadır. Batı’da İslam ilimlerini öğrenme girişimleri bu yüksek medeniyete olan ilgidendir.Bizim entellerimiz bu konulardan hala bihaber onlar, Batı’yı her zaman üstün görmüşler ve öyle inanmışlardır ve de inanıyorlar.
Arap ve İslam ilimlerinin temellerini atan kişi William Bedwel(ö. 1632) dır. Bedwel Arapça öğrenimi nin gerekliliği ile alakalı olarak şu sözleri söyler: “ Kanarya adalarından Çin denizine kadar büyük bir coğrafyadaki yegane din, diplomasi ve ticaret dili Arapça’dır.” Bedwel’in bu uyarıları gerekli yankıyı bulmuş, 1632’de Cambridge Üniversitesi’nde, bir yıl sonra da Oxford’da Arapça kürsüsü temin edilmiştir.
1630-36 yıllarında Halep’te, Doğu Akdeniz şirketinin papazı olarak görev yapan Edward Pococke (ö. 1691) burada Arapça, Türkçe, Kaldanice ve Siriyak lisanlarını öğrenmeye çalışmış bunun yanısıra birçok el yazması eseri de satın alarak İngiltere’ye getirmiştir. 1603 yılında 1300 yama eser bağışlanarak Oxford’da zengin bir kütüphane kurulmuştur. 
Görüldüğü gibi hamasi nutuklarla söz dahibi olunmuyor. İngiltere bugün siyaseten başrollerde ise bunun sebepleri geçmişten geliyor. Zengin kütüphaneler, derin bilgiler İngilizlerin en büyük zenginliğidir.