Bursa Hakimiyet

Petrol rantının yeniden dağılım sorunu

Dünya tek bir demokratik topluluktan oluşmadığı için doğal kaynakların yeniden dağılımı hakkındaki tartışmalar, ülkeler arasında o kadar barışçıl yöntemlerle yürütülmemektedir. 1990-1991 yılında, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün hemen ertesinde 21. yüzyıl için kurucu önemdeki bir başka olaya gerçekleşti. 35 milyon nüfusa sahip olan Irak, bir milyon nüfusa ve Irak’la aynı miktarda petrol rezervine sahip olan Kuveyt’i işgal etmeye karara verdi(Daha doğrusu ABD tarafından bir nev’i teşvik edildi).
Bu büyük petrol rezervinin Kuveyt’te bulunması elbette bir yanıyla bir coğrafi tesadüftü, fakat aynı zamanda az nüfusa sahip ülkelerle ticaret yapmanın daha kolay olduğunu düşünen Batılı petrol şirketlerinin ve Batılı devletlerin sömürgecilik sonrası harita üzerinde çizdikleri sınırların da sonucuydu.
Kuveyt’i yeniden söz konusu petrol rezervlerinin meşru sahibi haline getirmek üzere 900.000 askeri derhal Kuveyt’e gönderen de yine bu ülkelerdir. 1991’deki bu ilk körfez Savaşı’nı, 2003 yılında bir ikincisi izledi; ikincisinde Batılı güçlerin koalisyonu o kadar kalabalık değildi. Bu olaylar 2010’lu yılların dünyasında da merkezi bir rol oynamayı sürdürmektedir.
Sosyal adalet ve kamu yararı üzerine kurulu bir dünyada (En azından algı böyle)ya da en azından Ortadoğu’da var olması gereken petrol vergisinin optimal tarifesinin hesaplanması ayrı şey. 
Ama yalnızca dünyanın bu bölgesinde sermaye paylaşımındaki eşitsizliğin tarihte karşılaşmadığımız seviyelere ulaştığını ve bu adaletsizliğin ancak yabancı askerle himaye edilebildiğini, bu askeri himaye olmasaydı bu sistem şu veya bu şekilde ortadan kalkmış olurdu. Bu yabancı askerleri gönderen ülkeler de demokrasiden, adaletten, hukuktan yana olduğunu her vesile ile ilan eden ülkelerdir.
2013 yılında Mısır’ın eğitiminden sorumlu bakanlığına ayrılan ve bu bakanlığın 85 milyonluk nüfusa sahip bir ülkenin ilk, orta ve yükseköğrenim hizmetlerini finanse etmek için sahip olduğu bütçe toplam 5 milyar doların altındaydı. 
Birkaç yüz kilometre doğusunda Suudi Arabistan’da 20 milyonluk bir nüfus 300 milyar dolar, Katar’da ise üç yüz bin kişilik bir nüfus yılda 100 milyar doları geçen bir petrol gelirinden istifade ediyor.(Büyük petrol şirketlerinin gelirini varın siz hesaplayın.)
Velhasıl uluslararası güçler servetin dağılımını (daha ziyade kendilerinin büyük pay almasını sağlayacak) silah yoluyla yapılmasında çeşitli entrikalar ileri sürerek gerçekleştirmekte hiçbir beis görmemektedir.