Bursa Hakimiyet

Serbest Cumhuriyet Fırkası

Serbest Cumhuriyet Fırkası Gazi Mustafa Kemal’in isteğiyle 1930 yılında kurulmuş, 99 günlük serüveninden sonra yine Gazi’nin isteğiyle kendini feshetmiştir. 
Mustafa Kemal’in yakın dostu ve eski bir Başbakan tarafından kurulan SCF, siyasi elitin(Cumhuriyet Halk Fırkası) başarısız bir “demokrasi deneyi” olarak tarihi kayıtlarına geçti. 
SCF hareketi devletçi olmaktan çok toplumsalcı, merkezi olmaktan çok “çevresel” seçkinci olmaktan çok kitleseldi.
SCF tecrübesi, siyasi elit içinde İslamcı, eski ittihatçı ve ılımlı modernist unsurların tasfiyesinden sonra geride iki alternatif toplumsal modernleşme projesini su yüzüne çıkardı. 
Elitler arasında çatışma dışında, SCF tecrübesinin gösterdiği diğer bir gerçek Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 1930 yılı itibariyle kamusal alanda mutlak bir iktidar kuramadığını örneklerle ortaya koymasıydı. Türk Ocakları, esnaf cemiyetleri, göçmenler,”çevredeki aydınlar” ve tüccarlar, hükümetin ideolojik aygıtlarına teslim olmuş aktörlerden çok kendi ajandalarını uygulamaya çalışan çıkar gruplarına benziyordu. SCF deneyiminin gözler önüne serdiği diğer bir nokta tek parti dönemini sadece “kimlik siyaseti” üzerinden kuran açıklamaların yetersizliğini göstermesi oldu.
Baskıcı tek parti rejimi, toplumsal yabancılaşma yaşarken bir de  büyük ekonomik buhran halkı usandırmıştı. Siyaset alanında tek-parti rejimi, sosyal hayatı kuşatan tepedenci Batılılaşma projesi ve 1920’lerin ekonomik güçlükleri toplumda var olan huzursuzluğun çeşitli kaynaklarını işaret ediyordu ve bu yaklaşımlar içerisinde en fazla ilgi gören açıklama biçimi siyasete ilişkin olandı.
1920’lerde toplumla bağları zayıflayan tek-parti rejimi, gittikçe daha otoriter hale gelmiş ve kamu hayatını tekeli altına almaya çalışmaktaydı. 1930 yılı itibariyle ise siyaset kurumu hem toplum hem de meclis ile bağlarını koparmıştı. Bu çerçeveye göre, iktidarda olan Cumhuriyet Halk Fırkası hantal bir yapı kazanmış, yerellerde güç sahibi olmak isteyen küçük bir azınlık dışında halkla ilişkisi kopmuş siyasi bir kliğe dönüşmüştü. Benzer şekilde, meclis, ulusal siyasette hükümeti denetlemekte etkisiz kalmaktaydı. Bu durum, bu siyasi görünüm, Zekeriya Sertel ve Ahmed Ağaoğlu’nu, ilk olarak siyasal yapıyı eleştirmeye ve daha sonra Türk siyasal sisteminin diktatörlükten pek de uzak olmadığını iddia etmeye kadar götürdü.
Toplumda var olan huzursuzluğun diğer bir kaynağı ise hükümetin yanlış ekonomi politikası tercihleriydi. Bu tercihte özellikle Ankara Sivas demiryolu hatlarının çok yüksek maliyetle Belçika ve İsveç firmalarına verilmiş olmasıdır.
(Tavsiye edilen kaynak kitap- Cem Emrence, Serbest Cumhuriyet Fırkası. İletişim Yay.)