Bursa Hakimiyet

Şirket kapitalizmi

Bugün dünya, şirketler kapitalizminin boyunduruğu altına girmiş durumdadır. Şirket kapitalizminin küresel hakimiyetine karşı giderek artan muhalefetin sesi yetersiz ve cılız kalıyor.
Zira bu hakimiyetin sürmesini sağlayan güçler tarafından karşılanmaktadır; onun dört kıtadaki ekonomik ve askeri egemenliği, yeni sömürgeci imparatorluğu ve en önemlisi, nüfusun büyük bir çoğunluğunu karşı konulamaz üretkenliğine ve gücüne maruz bırakmadaki sarsılmaz yeteneği.
Bu küresel güç kendine karşı gelebilecek sistem ve inançları teker teker zaafa uğratıp ya kendi safına çekmekte ya da devamlı savunma konumunda kalmasını sağlamaktadır. Bu küresel güç, sosyalist blokun savunma konumunda kalmasını sağlamıştır. Savunma konumunda kalmak, sosyalist bloka sadece askeri harcamalar bakımından değil, aynı zamanda, baskıcı bürokrasinin sürdürülmesi anlamında da çok pahalıya mal olmuştur. Böylelikle, sosyalizmin gelişimi başlangıçtaki hedeflerinden sapmaya devam etmiş ve Batı ile rekabet içerisinde bir arada varoluş Amerikan yaşam standartlarının bir model oluşturduğu değerlerin oluşmasına yol açmıştır.
Küresel güç, İslam dünyasını da kendine hizmet eder hale sokmuştur. Gerçi eskiden beri İslam dünyası bu gücün kontrolündeydi desek de tam öyle değildi. İslam dünyası ülkeleri daha önceleri sömürge durumundaydı. Bugün gelinen noktada bağımsız görünen bu ülkeler tamamen küresel gücün kontrolünde ve küresel gücün destekçileri konumundadırlar. İslam dünyasının yeraltı zenginliğini teşkil eden enerji küresel petrol şirketleri tarafından çıkarılıp piyasalara sürülürken, elde edilen gelirin çok azı enerji sahibi ülkelere bırakılmaktadır. Kalan bu küçük miktar da silahlanmaya harcanmaktadır. İslam dünyasının birçok ülkesinde savaş ve iç çatışmaların varlığı küresel gücün yarattığı bir sonuçtur.
Küresel güç bir taraftan demokrasi ve özgürlük vadederken diğer taraftan, el altından iç çatışmaları körükleyip demokrasi ve özgürlüklere karşı yapılan müdahaleleri meşrulaştırmakta bunu yaparken yine demokrasi ve özgürlük savunuculuğunu ön plana koymaktadır. Ortadoğu’da devam etmekte olan bütün katliamların altına küresel güç/güçler vardır. Ortadoğu’yu iyi anlamak ve kavrayabilmek için İsrail devletini ayrı anlamak gerekir.
İsrail devleti Ortadoğu petrollerini sahiplenme gayesi güden Amerika’nın batmayan nükleer gemisidir. NATO eski genel sekreteri Joseph Luns’un tarif ettiği gibi: “israil, modern çağımızın en masraflı paralı askeri olmuştur.” Büyük şirketlerin payı bunda büyüktür.”