Bursa Hakimiyet

Siyaset ve Türkiye’de siyasetin dili

Siyaset her şeyden önce toplumsal bir uğraştır. Toplumsal bir uğraş olan siyasetin içeriği ve biçimi toplumun biçim değiştirmesiyle birlikte dönüşmektedir. Ancak ideoloji düzeyinde değişimlerin maddi düzeydekilerden çok daha yavaş olması, türlü anlamların aynı kavram çatısı altında birikmesine yol açmaktadır. Diğer yandan siyaset gibi tüm toplumu kapsayan bir etkinliğin türlü çıkarlarla iç içe geçmesi kaçınılmazdır.
Siyasetin şu ya da bu yönde olması, şu ya da bu çıkar kümesi için farklı sonuçlar yaratır. Bu bakımdan her çıkar kümesinin, kendi çıkarına uygun bir uygulama biçimine” işte siyaset budur” demesi tabiidir. Yapılan siyasetin kendi çıkarına ters düşmesi halinde “ böyle siyaset olmaz” denmesi de tabiidir. Bu kabul ve itirazları demokrasi içinde değerlendirmek gerekir.
Siyaset, üretim dışında kalan ancak üretimin sürdürülebilmesi için geliştirilebilmesi için toplumsal çapta yürütülmesi zorunlu olan işlerin toplamıdır. Hiçbir toplum, kendisini ayakta tutan maddi kaynakları yenilemeden varlığını sürdüremez; bunları genişletmeden de gelişemez. Bu yenileme ve genişleme, iktidar olan siyasi kadroların becerisine, çalışkanlığına, gerçekleri kavramasına, toplumla olan ilişkisine bağlıdır.
Günümüzde siyasete bu çerçeve içinde bakamayan siyasilerin, kesimlerin olduğu açıktır. Hep çatışan bir siyasetle, siyaset diliyle karşılaşıyoruz. Türkiye’de siyasi çatışma, tarihselliği içinden bu güne gelirken, agresif, tahrik, hatta tahkir edici siyaset anlayışını beraberinde taşımıştır. Bugün ilave olarak aleni küfürler eklenmiştir.