Bursa Hakimiyet

Suriye-Irak tezkere

Ortadoğu demek, tarihin başladığı nokta demektir. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra Ortadoğu bölgesi İngiltere ve Fransa arasında paylaşıldı. Irak’ta 1917 yılında başlayan İngiliz hakimiyeti, savaş sonrasında da manda sistemi altında devam eder. 1874 tarihinden itibaren bütün Mısır ekonomisi İngiltere ve Fransanın kontrolü altındadır. İngiltere 1922’de tek taraflı ve şartlı olarak Mısır’ın bağımsızlığını tanıdığını ilan eder. Ama bağımsızlığı elzem gördüğü dört temel şarta bağlar: Kanalın güvenliği, dış politika ve savunma ile ilgili konular, yabancı haklarının korunması  ve Sudan’ın statüsü…
Sykes- Picot antlaşmasının onaylandığı San Remo Konferasında (Nisan 1920) Fransa’ya Suriye ile Lübnan mandaları verilir. Zaten İngilizler konferastan aylar önce (19 Kasım 1919) bölgeyi boşaltır. Klasik sömürgeci politikalardan böl, parçala, yönet taktiği çerçevesinde Fransa 1920-21 yılları arasında Suriye’yi azınlıkların temel alındığı beş ayrı eyalete böler. Şam, Halep, Alevi devleti, Cebel Druz ve Lübnan…. Bu arada Fransa, Paris Barış Görüşmelerinde bazı Maruniler tarafından öne sürülen Büyük Lübnan projesini göz önünde bulundurarak Bekaa, Trablusşam ve Sayda’yı Lübnan topraklarına katar.
Birinci ve İkinci Savaşlarda Avrupalılar ama özellikle İngilizler, bu bölgenin sınırlarını cetvelle çizerek suni devler yarattılar. İngilizlerin bölgeyle ilgileri bu nedenle hep canlı kalmıştır. Bu bölgede istenildiği zaman her çeşit sorun yaratılabilirdi. Ayrıca bir de İsrail faktörü var ki, Ortadoğu’daki gailelerin kaynağını teşkil eder.
Bugün itibarıyla Irak ve Suriye’de yaşanan iç çatışmalar bu tarihi sürecin sonucudur. Türkiye sınır komşusu olduğu bu ülkelerdeki istikrasızlığı en çok hisseden ülkedir. Zira gelişmeler Türkiye’nin güvenliğini tehdit ediyor. BM ve Türkiye’nin müttefikleri, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı güvenlik sorununu ya anlamıyor ya da anlamazlıktan geliyor. Türkiye, kendi güvenliğini korumak için, Suriye sınırları içinde “güvenli bölge” “uçuşa yasak bölge”leri oluşturmak durumunda. 
Çünkü görünen o ki bölgede sorunlar yıllarca sürecektir. Ayrıca Koalisyonun müdahalesi geçici geçici olacaktır. Zira  ABD müdahalesi bölgede kalıcı bir çözümü öngörmemektedir. Oysa bölge her zaman yeni örgütlerin doğmasına müsait olduğundan yeni aktörler devreye girecektir. Işid giderse yeni örgütler çıkacaktır.” Horasan” diye üretilen örgüt gibi. İşimiz hiç de kolay görünmüyor.