Bursa Hakimiyet

Tarih yazımı

Yakın zaman kadar, cumhuriyet rejiminin kuruluş yılları hakkında bilgimiz hayli sınırlıydı. 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanıyla yeni bir ulus-devletin ortaya çıkışının tarih yazımı üzerinde belirleyici bir etkisi olmuştu. Saltanatın, hilafetin, tekke ve zaviyelerin Osmanlı alfabesinin ve kısaca Osmanlı kültür ve kurumlarının tasfiye edilmiş olması, inkılâp tarihçileri tarafından son derece parlak kazanımlar olarak sunulur ve bu “kopuş” genellikle tarih yazımında kutsanırdı. Cumhuriyet’in kazanımlarının ve inkılâpların her birinin son derece “yeni şeyler” olduğu tarih yazımında çok sık tekrarlanan bir temaydı.
Yeni ulus- devleti, Türkiye tarihinin son aşaması ve yeniden doğuş olarak gören bu anlayış, Osmanlı’nın son yüz yılını da bir tür “çöküş” yüzyılı olarak algılıyorlardı. Sol eğilimli tarihçiler arasında, Osmanlı’nın son yüzyılı bir tür “yarı sömürge oluş tarihi” olarak yorumlanır. Milliyetçi- muhafazakâr tarihçiler bakımından da Osmanlı yöneticilerinin milli ve manevi değerlerden uzaklaşarak “ Batı taklitçiliğine kapılma” sürecidir. Ortak noktaları milliyetçilik olan bu yaklaşımda süreklilikten ziyade kopuşun, ülkenin iç dinamiklerini anlamak yerine de emperyalizmin ülkeyi sürüklemiş olduğu çöküşün hikâyesini anlatmakla kendilerini yükümlü hissediyordu.
Aslında birbirine çok benzeyen bu iki yaklaşımın yarattığı tarih yazımına göre Türkiye, ahalisi ve onun içinden çıkan seçkinler sanki son derece pasif, ne yapacağını bilmeyen ve tarih sahnesinde Batı emperyalizmine direnmekten veya teslim olmaktan başka bir işlevleri olmayan bireyler olarak tahayyül ediliyordu. Onların özgün konumları pek gündeme gelmez ve Cumhuriyet’i kuran kadroların ideolojik tercihleri kendi varoluş şartları içinde ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutulamazdı.
Tabii ki, 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet’i ilân eden kadrolar “gökten zembille” inmediler. Onlar 1870 ile 1890 yılları arasında, Osmanlı modernleşmesinin son çeyreğinde doğan II.Abdülhamid’in  açtığı modern okullarda eğitim gören orta halli ailelerin çocuklarıydılar. Gençlik yıllarında pozitivizm ile tanışmışlar ve ilk siyasi deneyimlerini de İttihat ve Terakki cemiyetinde kazanmışlardı. Her biri, son dönem Osmanlı bürokrasisi içinde yetişmiş ve yükselmişlerdi.
1912 ile 1922 yılları arasındaki on yıllık savaş- Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’ni tasfiye edip yeni bir ulus-devletin temellerini atarken yine 1908 sonrası İkinci Meşrutiyet döneminin fikir hareketlerinin etkisi altındaydılar. 1908 sonrasında İkinci Meşrutiyet devriminin yarattığı iklim içinde akla gelebilecek her şeyi tartıştılar.
Tavsiye edilen eser: Murat Koraltürk. Erken Cumhuriyet Döneminde Ekonominin Türkleştirilmesi. İletişim yay.