Bursa Hakimiyet

Toplumun evreleri

İddia sahibi toplumlar tarihi süreç içerisinde altı aşamadan geçerler. Yapılan çalışmalar böyle söyler. Kuruluş aşamasında insanlığa yön vermeyi hedefleyen toplum, kendine biçtiği misyonun öngördüğü ilkelere göre hareket eder, savaşır, barışır, ileri gider, geri çekilir. 
Yükseliş aşamasında elde ettiği güce paralel olarak kendini ve temsil ettiği misyonu tarihin merkezine koyar; geçmişi, şimdiyi ve geleceği kendine göre kurar ve yorumlar. Merkez olarak kendini tüm insanlık için sorumlu sayar; bu sorumluluğunu yerine getirecek şekilde düşünür ve eyler.
Yayılış/istikrar aşamasında toplum, kurduğu organizasyonun içerdiği imkanları son sınırlarına kadar açar; hem maddi hem de manevi güçlerini mevcut durumu sürdürebilecek biçimde seferber eder. 
Bu aşamada, ayrıntılarda derinleşirse de yeni yaratımdan çok eskiyi muhafaza eder ve savunur. Ortaya çıkan eksiklikleri ve aksaklıkları, kendini mümkün kılan, varlığa getiren misyonun ilkelerine geri giderek gidermeye çalışır. 
Bu nedenle geçmiş sözel/hamasi üretim yoluyla atıf sistemi haline getirilerek sürekli üretilir; bu üretim de hem toplumu sahip oldukları konusunda ayık tutar, hem atılım gücünü korumaya sağlar, hem de yeni bir şey yapamamanın psikolojik eksikliği geçmişte yapılanlara vurguyla giderilmeye çalışılır.
Zayıflayış aşamasında toplum, her şeyden önce kendi zayıflığını dışarıdan yükselen, kendini tehdit eden ve kendine meydan okuyan yeni bir güce göre fark eder. 
Bu dönemde toplumun dikkati, yükselen yeni gücün ne olduğunu anlamaya yönelir; toplum kendini  toparlamaya çalışır, gerektiğinde yeni gücü zahiri bakımından taklit etmeye başlar. Yeni güç, sahip olduğu güç bakımından, başka bir deyişle, bu gücü elde etme açısından ulaşılması gereken bir örnek ve model olarak görülür. Bu gücü mümkün kılan şartların ne olduğu araştırılır; bu şartların yapay üretiminin, gücünü kaybeden topluma yeniden eski günlerini geri vereceği zannına düşülür.
Çöküş aşamasında ise toplum artık, en azından kısa vadede, yeni güce rakip olamayacağını anlayarak yeni güç ile kendi arasında müşterek noktalar üretmeye başlar. Özellikle yeni gücü mümkün kılan bazı unsurların kendinden devşirildiği vurgulanır ve kendi geçmişinin yeni güce katkıları sürekli gündemde tutulmaya çalışılır.
Geçmiş, gelecek- için, gelecek-ile ve gelecekte anlamlı ise geçmişe ilişkin herhangi bir araştırma, ancak ve ancak yola çıkmış bir düşünce için anlam ve değer taşır.( Akıllı Türk Makul Tarihi- İ.Fazlıoğlu)