Bursa Hakimiyet

Türkiye IŞİD’’e karşı ne yapmalı?

ABD, beş Arap ülkesiyle kurduğu koalisyon çerçevesinde IŞİD’i havadan vurmaya devam ediyor. Bunun nasıl bir sonuç vereceğini görmek için biraz beklemek gerekiyor. Başta Amerika olmak üzere Avrupa devletleri IŞİD gerçeğini ya  görmüyorlar ya da görmezden gelip saf ayağına yatıyorlar.
IŞİD’le mücadele şart olmasına şarttır ancak, o bölge; Irak ve Suriye’de yaratılan boşluk Işid gibi radikal unsurların doğmasında, palazlanmasında başat rol oynar. Irak ve Suriye, siyasi ve idari istikrara kavuşmadan Işid gibi terörist yapılanmaların önüne geçilemez. Olsa olsa sadece isim değişikliği olur. Yani IŞİD gider başka bir isimle başka bir grup gelir.
Türkiye, bölgeye 1200 kilometrelik bir sınırla komşu olmasının dezavanatajına sahip. Bu kadar geniş bir alanın kontrolü imkansız. Ayrıca Türkiye, bölge insanının sığınabileceği tek ülke. Şu anda Türkiye’ye sığınanların sayısı bir buçuk milyonu buldu. Uluslararası kuruluşlar, ABD ve Avrupa devletleri  sığınmacılara yönelik herhangi bir yardımda bulunmuyor. Bütün Avrupa ülkelerine alınan mülteci sayısı yüzbin civarında.
Türkiye’nin sınırları ve güvenliği tehdit altında. Türkiye bunu her vesile ile her platformda dile getirdi. Türkiye ayrıca çözüm yollarını da gösterdi. Irak’da Maliki hükümeti, Suriye’de Esat yönetimi var oldukça bölgenin istikrara kavuşamayacağını her fırsatta yüksek sesle dillendirdi. Türkiye bugüne kadar haklı ve doğru yerde durdu. 
Türkiye tampon bölge ve bölgelerde taleplerini yoğunlaştırıyor. Bu talepler insani ve emniyet gerekçeleri ile yapılıyor. Tampon bölge hayat güvencesini oluşturacak, göçmen akınını durduracak ayrıca Esad güçleriyle karşılaşmanın önünü kesecektir. Bu öneri BM kararı olmadan gerçekleşemez. BM’nin böyle bir kararı alması hiç de kolay değil. Bölgede her ülke kendi çıkarı peşinde. Müthiş bir sat ranç oyunu oynanıyor.
Türkiye, bu çerçevede kendisini askeri girişimlerin dışında tutacaktır. Tutmak zorundadır. Askeri gücün dışında dolaylı destek siyasi destek vererek bu süreci yönetmelidir. Türkiye bugüne kadar ileri sürdüğü tezlerin ne kadar doğru tezler olduğunu kanıtlamış oldu. Dolayısıyla haklılığı da tescillendi. Ancak, uluslararası ilişkilerde hak yok güç vardır. En kötüsü de bu.