Bursa Hakimiyet

Vadim O Kadar Yeşildi ki…

Yazının başlığı Richard Llewellyn romanına verdiği isim. Galler’deki cenneti andıran bir vadinin sanayileşme ile nasıl bozulduğunu, bu bozulmadan insanların nasıl etkilendiğini, hayatlarındaki  olumsuz büyük değişimleri, altı erkek ve bir kız çocuğu olan Galli bir ailenin en küçük oğlu oldukça duygusal bir şekilde anlatmış. Okuduğumda çok etkilenmiş ve bizim yaşadığımız bölgelerin akıbeti de böyle olabilir mi endişesi sarmıştı zihnimi bundan otuz yıl evvel.
Havanın sıcaklığı yükselmeye başladı ben de iki gündür evden dışarıya çıkmıyorum. Dün akşam- iftardan evvel- balkondan evin bahçesine bakarken birden bu roman aklıma geldi. O gün endişelendiğimden fazlasıyla tahribata uğradığımızı görmek içimi burktu, huzursuz etti, geleceğin çok daha kötü olabileceğini görmek bir o kadar ezdi.
Çok değil, otuz yıl evvel bu bahçede yetişen domates, biber , mısır, maydanoz, birkaç ailenin ihtiyacına eşitti. İlaçsız, tertemiz lezzetli..
Ayrıca meyve ağaçları vardı ki biz insanlardan fazla kuşlar istifade ederdi. Bu bahçe altı yüz metre kare bir yer. İneklerimiz vardı. Rahmetli annem yoğurt mayalar, yayıkta ayran yapardı. Kovalara dökülen ayranın mis gibi kokulu tereyağı en üstte ye beni dercesine gösterirdi kendini. Bazen elimizde kaşıkla tereyağından bir parça alır yerdik. Kimi zaman yeni pişmiş sıcak ekmeğin içine taze tereyağını koyar yerdik. Ekmek evde yoğrulur pişirilirdi. Yeni pişmiş ekmeğin leziz kokusu birkaç metrelik alana yayılırdı.
Çevremiz tamamen bahçelikti. Küçük, orta, büyük boyda bahçeler. Meyvenin her çeşidi, sebzenin her çeşidi yetişirdi. Lodoslu havalarda yerlere dökülen cevizleri topladığımızı hatırladıkça o günlerin özlemini çekiyorum. 
Şeftali,ayva, erik,armut, muşmula, üzüm, kiraz,dut, kara dut, fındık, ceviz, en çok yetişen ürünlerdi. Karpuz kavun de bol miktarda yetişirdi ve kaliteliydi.
Üç şeftali bir kilo gelirdi. Elimizde yediğimiz şeftalinin suyu parmak aralarına akardı parmaklarımız  yapışır açamazdık. Böylesine bereketli, böylesine güzeldi ovamız. Bülbül sesiyle yatar, bülbül sesiyle kalkardık yatağımızdan.
Cenneti cehenneme çevirmek deyiminin ne anlama geldiğini anlamak istiyorsanız Bursa Ovası’nın on yıllarca nasıl talan edildiğine bir bakın. Şeftali bahçeleri, bostan tarlaları ya boyahane ya da hurdacı mekanları oldu.  Ah! Vadim o kadar yeşildi ki..