Bursa Hakimiyet

Yavan olanın tahakkümü hakkında

Tahakküm, yavan olanın, tepkisel olanın, hınç dolu olanın, sıradanlığını, herkesin birbirine benzemesi gerekliliğinin, yaşadığımız şu dünyanın “yalan” oluşunun, hesap-kitap yapmanın, içgüdülere üstünlüğünün kendisini kültürün hedefi olarak sunmasıdır.
Tahakküm, efendi olan, neşeli ve mutlu olan, duygularını ve bedenini hor görmeyen insana bu duyguları yaşa(ya)mayanın hınç duymasında ve onu kendisine benzetmeye çabalamasındadır. Kendi varlığını, sürekli olarak kendisini mağdur ettiğini düşündüğü odaklar üzerinden besleyen hınç dolu insan için, yaşamıyor oluşunun suçlusu asla kendisi değildir. Yaşadığı anda bir türlü rahat edemez. Adeta bir salgın hastalık gibi herkesin neşesiz, mutsuz ve hınç dolu olmasını ister; zira neşe, mutluluk, canlılık ve farklı oluş onun kendi varlığını üzerine oturttuğu kolonlara tehdit oluşturur. Hınç dolu olduğu yaşadığı an içerisinde mutluluğu tatmamıştır. Hıncı onun hesapçı ve kurnaz kılar ve ruhu nefretinin prangalarından kurtulup bir türlü rahat edemez. Başka bir zaman, başka bir hayatta mutlu olacaktır.” Son insan” hayat yorgunluğunu ataleti, sınırları zorlamamayı, güvenlik arzularını hâkim kılmak ister.
Fanilik, sınırlılık ve ölüm karşısında duyulan uyarılma/korku, kişisel sınırların dağılıp hayatın cevheri ile olan birlik hissi, hayatın dehşet veren kaynayan ölçüsüz hakikatidir.( Nietzsche buna Dionysos diyor.) Bu duruma insan çeşitli cevaplar verebilir. Toplumlar kendi cevaplarını verirler ve belirli bir toplumda doğan bireyler o toplumun kurallarını kendilerinde yaşatır ve gelecekte de yaşamalarını sağlamak isterler. Fakat hayatta yol ayırımları boldur. İnsan sabit ve değişmez bir şeylerin peşinde çaresizce koşturup, teskin edilmek, avutulmak isteyebilir, hayatın sunduğu ıstıraplara ve korkulara panzehir olacak bir idealler âlemini, öteleri,” değişmez” değerleri yaratabilir. Bunun zıddını da yapabilir.
 Nietzsche’nin derdi temizdir; Bu dünyada gurbette olduğunu, sılanın başka yerlerde olduğunu düşünen insana, bu dünyada her ne kadar dehşet verirse versin aslında yuvada olduğu seçeneğini hatırlatır. Eğer kültürlü bir bahçe olarak düşünürsek, Nietzsche bize bu bahçede her zaman güller, laleler, menekşeler ve daha nice çiçeğin de boy verebileceğini hatırlatır.
İnsanın ulaşabileceği nice yücelikler, nice bilinmezlikler vardır. Yelken açılmamış nice seferler, gidilmemiş nice yollar, söylenmemiş nice sözler vardır. Unutmamak gerek: Farklılık ve değişim her zaman mümkündür.
(Tavsiye edilen Kaynak. Doğu Batı Dergisi-yıl 17 sayı 70)