Bursa Hakimiyet

Yeni hükümetin şifreleri

AK Parti on beş gün içinde 2. Olağanüstü Büyük Kongresi’ni yaptı, genel başkan ve hükümeti yeniledi, hiçbir kırgınlık, hiçbir sertlik yaşamadan bu süreci tamamladı. Bu süreç toplumda bir endişeye vesile olmadıysa, toplumun AK Parti’ye ve lideri Erdoğan’a olan güvenindendir.
Değişim olgusu, nereden bakarsanız bakın inkârı mümkün olmayan bir gerçektir. Çünkü değişim, uyum çabalarının yansımalarıdır. Türkiye uzun yıllar değişimi hayata geçirmenin çabaları içinde olmuştur. Turgut Özal’la başlayan değişim çabaları, onun ölümünden sonra rafa kaldırılmış, üstüne üstlük “28 Şubat” darbesiyle değişim mühendisi siyasetçi modelinden “Toplum mühendisliği”ne geçilmiş ve her şey alt üst olmuş Türkiye gerilere düşmüştür. Bu nedenle “28 Şubat” bir “karşı devrim” olarak tarihte yerini almıştır.
Bugün Recep Tayyip Erdoğan’a yapıştırılan “sivil diktatör” yaftası geçmişte Özal’a yapıştırılmıştı. Anlayacağınız, muhalefet  o gün bugün yerinde sayıyor ama değişim devam ediyor.
AK Parti Kongresi’nde görüldü ki, başkanlık getirilmese, yarı başkanlığa geçilmese de; partili cumhurbaşkanı dönemi çoktan başladı. Fiili durum buysa, o halde Anayasaya da yansımalı. Ama şu garipliğe bakın. İktidar partisi programında meşru bir hedefini açıklıyor, parlamentonun onayıyla yaşama geçirme imkanı arıyor, Kılıçdaroğlu kan dökme tehditleri savuruyor.
Yeni dönemde siyasetin belirleyicisi Cumhurbaşkanı Erdoğan olacaktır. Dış politika ve ekonomide bir “restorasyon” dönemine gidilecektir. Son olarak bu kabine için en çoğulcu kabine diyebiliriz.