Okan TUNA

Okan TUNA

okantuna@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bu HAS dokunulmazlığın arkasında kimler var?
10 Temmuz 2017 Pazartesi, 07:33

Bursa'da;
Zaman zaman öyle olaylar yaşanıyor ki adeta pes dedirtiyor.
Mudanya'nın;
En güzel sahillerinden biri olan Ketendere'de yaşananlar da böyle.
Çünkü;
Binlerce kişinin serinlemek için denize girdiği Mudanya sahillerinde tam bir tavuk pisliği rezaleti yaşanıyor.
Daha da kötüsü;
Bürokrasi hazretleri nedeniyle Bursa'da bu rezalete "dur" denemiyor.
Bölge sakinleri;
Üzerlerine düşüp, bu çevre rezaleti için aylardır çalmadık devlet kapısı bırakmamasına rağmen, bu rezalet adeta görmezden geliniyor.
Bu konuda gelen şikayetlerin haddi hesabı yok.

Bilenler bilir.
Mudanya'nın biraz ilerisindeki en bakir sahillerden biri olan Ketendere'de muazzam bir doğa var.
Uzunluğu;
1.5 kilometreye ulaşan muazzam sahili, Yalıçiftlik Mahallesi ile buluşuyor ve hemen her gün günübirlik tatilcilerin en gözde yeri oluyor.
Ne var ki;
Buradaki bir tavuk çiftliği, hadi adını da verelim Hastavuk, her gün tüm pisliklerini ve tavuk artıklarını Ketenderesi aracılığıyla Marmara sahillerine bırakıyor.
Araştırıp baktık.
Hastavuk'un;
Yalıçiftlik Mahallesi'nde büyük bir damızlık ve yarka (büyük piliç) üretim tesisi var.
İşte;
Bu tesisten çıkan tüm tavuk pislikleri, bir taraftan mahalle sakinlerini, bir taraftan yazlıkçıları, bir taraftan da Marmara Denizi'ni tehdit ediyor.
Yine bilenler bilir.
Şu sıralar;
Hastavuk'un, dereyi kirletmekle kalmayıp, sahili de pislettiği bu atıklar nedeniyle, bölgede kokudan geçilmiyor.
Sıcak yaz günleriyle birlikte bu ağır koku nedeniyle bırakın sahilde durmayı, evlerinde oturanlar da bu sıcakta pencerelerini kapatmak zorunda kalıyorlar.
Daha da ileri gidelim.
Bu atılan tavuk dışkıları nedeniyle oluşan ağır kokular ve sinekler nedeniyle yüzmeye de artık kimse gelmediği için Ketendere sahili, ölü bir sahile döndü.

Gelelim;
İşin daha da vahim bölümüne.
Anlatına göre;
Hastavuk'un Genel Müdürü Şahin Aydemir, muhatap bile olmuyor vatandaşlarla.
Firmanın hiçbir yetkilisi de görüşmüyor, bölge sakinleriyle.
Muhtar;
Arif Toktaş, mahalleli ile birlikte aylardır çalmadık devlet kapısı bırakmıyor.
Hatta;
Siyaseten, Büyükşehir Belediyesi'ne de ulaşıyorlar.
Ama;
Yasa gereği Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırım ve ceza yetkisi yok.
Belediye ekipleri sadece zabıt tutup, bunu Bursa Valiliği'ne bağlı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne iletiyorlar ancak.
Peki;
Aslen Bursalı olan Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Halil Turgut ne yapıyor?
Koca bir hiç.
Bu devlet kurumu, belediye gibi aktif ve pratik olmadığı için, olan her zamanki gibi vatandaşa oluyor.
Oysa;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Bursa Çevre ve İl Müdürlüğü'nün çok geniş yetkileri var.
Üretimi durdurup;
Firmayı kapatmaktan, ağır para cezalarına ve arıtma tesisi kurdurma zorunluluğuna rağmen, küçük para cezaları ile, bu rezalet, bu doğa felaketi adeta görmezden geliniyor.
Eğer ki;
Bu durum Avrupa'da yaşanıyor ve bunca rezalete göz yumuluyor ve halkın çığlıklarına kulak verilmiyor olsaydı, o şehir ayağa kalkardı.
Sonra da;
O tesise milyonlarca dolarlık/euroluk cezalar kesilir, firma da kapatılırdı.
Ama "burası Türkiye"
Suçun cezası yok!
Umarız ki;
Bursa Valisi İzzettin Küçük, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün "savsakladığı" bu skandala el koyar, süratle gereken adımları atar, bizler de bunu duyururuz.