Okan TUNA

Okan TUNA

okantuna@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Herkes aynı şeyi soruyor. Ne oldu bize böyle?
03 Ocak 2017 Salı, 04:49

Eskiden;
Yılbaşı yaklaşınca herkeste bir heyecan başlardı.
Küçükleri sevindirmek için alışverişler yapılır, akşam için de mütevazı sofralar hazırlanırdı.
Evlerde tombala oynanır, eğlenilirdi.
Meyve ve çerez, televizyon programları gecenin vazgeçilmeziydi.
Belki bir iki kadeh içki de içilirdi.
Alınan milli piyango biletlerine ise kimse "günah" ya da "haram" demezdi.
Klasik Türk ailesi böyle geçirirdi yılbaşını.
İmkanı olanlar da, yılbaşını restoran ya da otellerde kutlardı.
Saat 12'ye yaklaştığında da hep bir ağızdan geriye sayılır ve sonra da yeni yılın ilk anlarında birbirimizi tebrik ederdik.
Hatta evin ışıklarını bile hızlıca kapatıp söndürürdük.
Öyle ki;
Bugünkü gibi ışık açıp kapamanın bir protesto olduğunu da bilmezdik.
Ve hiç kimse;
Ne o geceden, ne de yarından endişe duyardı.
Terör nedir bilmezdik.
Yine;
Kısa bir zaman öncesine değin, yılbaşı gecesine belediyeler eliyle denk getirilen ama asıl fetih tarihi 11 Ocak olan Mekke'nin Fethi kutlamaları da yoktu.
Kimseler bilmezdi.
Evin reisi, eşine ve çocuklarına "Ben yılbaşı gecesi Mekke'nin Fethini kutlamaya gidiyorum" demezdi, çünkü yoktu böyle bir şey.
***
Eskiden;
Noel ya da yılbaşı karşıtlığı da yoktu.
Pazarlarda canlı hindi satılır, imkanı olanlar alırlar, o gece evde ana yemek hindi olurdu.
Ailece de bir ziyafet çekilirdi.
Gazeteler;
Kurban bayramları öncesi gibi, hindi fiyatlarını duyururdu halka.
Kimse kimseye karışmazdı.
Evlerin ve işyerlerinin camları, yılbaşı süsleriyle süslenirdi.
Yeni yıla;
İlk önce Yeni Zelanda girer, sonra sırasıyla Avustralya'dan başlayarak Müslüman ülkelerle devam ederdi.
En görkemli kutlamalar da Müslüman ülkeler olan Singapur, Malezya, Katar, Fas, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri'nde şimdi olduğu gibi görkemli törenlerle kutlanırdı.
Araplar bile;
Yılbaşının dini bir etkinlik olmadığını gösterirlerdi modern dünyaya.
Türkiye'de de;
3-5 yıl öncesine değin insanlar sokaklara, meydanlara çıkardı.
Bu kutlamalara belediyeler de katkıda bulunur, şehirler ışıklandırılır, bando, müzisyen ve şarkıcılarla yılbaşı kutlanırdı.
Eskiden;
Şehirler birbirleriyle yarışırdı, süslemeler ve ışıklandırmalar için.
Belediye otobüslerinde bile yılbaşı süsleri olurdu.
***
Peki;
Ne oldu bize de, akıllara zarar bir şekilde, dünyada yılbaşı karşıtı olan tek ülke olduk?
Nedeni çok açık.
Çünkü;
Artık okumaz, araştırmaz olduk.
İlimi, bilimin önüne koyduk.
Araştırmadık, sorgulamadık.
Değil Noel'i, yılbaşını bile günah saydık.
Her yere yılbaşı karşıtı afişler asıp milletin kafasını karıştırdık, belediyeler eliyle de bu propagandayı destekledik.
Üzerine her cüppe geçirene, sakal bırakana, sarık takana inanır olduk.
Bu tip yobaz ve cahil insanların her söylediğini din sandık.
Cemaatler, tarikatlar ülkeye ve yaşam tarzına egemen oldular.
Farklı düşünenler ötekileştirildi, dışlandı.
Ve;
Dinci basın başta olmak üzere, yılbaşı kutlamalarına yönelik oluşturulan ve insanları birbirine düşüren bu kara propaganda, en sonunda "yaşam tarzını" vurdu, 39 masumun canını aldı.
Daha da acısı bu katliama sevinenler oldu!
İşte bize bunlar oldu.