Okan TUNA

Okan TUNA

okantuna@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Tam 1 yıl önce o gece AS TV'de neler yaşandı?
15 Temmuz 2017 Cumartesi, 08:09

O gece;

Yani 15 Temmuz 2016 gecesi, biz gazeteciler için mesleki açıdan da çok önemliydi.

Nitekim;

Tüm Türkiye sıcak bir Temmuz gecesi geçirirken, saat 22.00 sularında başlayan askeri hareketlilik, doğal olarak mesleki refleksimizi de harekete geçirdi.

Başta;

Bursa Hakimiyet Gazetesi ile AS TV olmak üzere Sönmez Medya'nın tüm mecralarının genç çalışanları, medya binasına gelerek hem bu hain geceye tanıklık ettiler, hem de hiç unutamayacakları mesleki bir deneyim kazandılar.

Saat 22.30 sularında;

Stüdyo makyajını yapıp AS TV'de, Haber Müdürümüz Erdal Çatalkaya'nın sunduğu özel canlı yayına girdiğimizde, o gece olacaklardan habersizdik.

Garip bir şeyler oluyordu ama neydi?

Tek bildiğimiz;

Başbakan Binali Yıldırım'ın söylediği "Bir kalkışma olduğu"ydu.

Medya binamızda telefonlar susmak bilmiyordu.

Herkes birbirine bakıyor, ekranlar taranıyor, olacakları merak ediyordu.

Tahmin edersiniz ki;

Böylesine belirsiz bir durumda, binlerin, onbinlerin gözünün üzerinizde olduğu canlı yayını yapmak, çıkıp konuşmak hiç de kolay değildi.

Çünkü;

Henüz TRT'den darbe bildirisi okunmamıştı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ulusal kanallara görüntülü olarak bağlanmamıştı.

Ama;

Ekran başındaki izleyicilere de birşeyler söylemek gerekiyordu.

Ama ne?

O esnada yapılacak tek şey vardı.

İnisiyatif kullanmak.

Ya;

Binaya her an bir askeri aracın geleceğinden ve belki de derdest edileceğimizden korkup, bir şey olmuyormuş gibi yayın yapacaktık.

Ya da;

Demokrasiden ayrılmayacaktık.

Sadece saniyeler vardı yayına.

Sevgili;

Erdal'ın (Çatalkaya) sorusu üzerine ilk söylediğimiz, o ana değin yaşananların bir "cunta hareketi"ne benzediği ve kimden gelirse gelsin, "demokratik rejimin darbe almasının önlenmesi" gerektiğine dairdi.

Hele ki;

1980 darbesini hatırlayan biri olarak askeri darbenin ne menem bir şey olduğundan hareketle, darbeden hiçbir şekilde medet umulamazdı.

Henüz;

Hiçbir şey belli değilken, bunları konuşuyorduk Haber Müdürümüz Erdal'la canlı yayında.

Kararımız kesindi.

Gece nasıl sonlanırsa sonlansın, sorumlu yayıncılığımızı sürdürecek ve demokrasiye olan bağlılığımızı belki de son kez yerine getirecektik.

Bir süre sonra;

TRT'den o talihsiz bildiri okundu.

İş daha da ciddileşiyordu.

Sıkıyönetim ilan etti, üniformalı hainler.

Ardından sokağa çıkma yasağı getirildi.

Ülke, adeta gidiyordu.

Canlı yayında;

Bu yaşananların kabul edilemez olduğunu konuşuyorduk ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, o tarihi görüntülü telefon yayını girdi devreye.

Şüphesiz ki;

Her şey flu iken, Erdoğan'ın herkesi sokaklara çağırması ve kalkışmaya karşı çıkmasını istemesi bir dönüm noktasıydı.

Ne yalan söyleyelim.

İşte;

O kırılma anında, üzerimizden bir yük kalktığını hissettik stüdyoda.

Çünkü olması gereken oluyordu.

Birinin "dur" demesi gerekiyordu.

Erdoğan'ın bu çağrısından sonra pek çok parlamenter ve siyasetçi, AS TV'ye bağlanıp Bursalılar'ı sokaklara davet ettiler.

Sonrasında ise;

Türkiye'nin hiçbir zaman unutamayacağı o gece yaşandı.

Şehitlerimiz, gazilerimiz oldu.

Ama;

Bu ülke insanı, ne olursa olsun demokratik rejimden ayrılmadı.

Elbette ki;

Bir takım sorunlarımız olacak, fikri ayrılıklarımız bulunacak, ancak tüm bunları demokrasiden ayrılmadan ve cepheleşmeden çözeceğiz,

çözmeliyiz de.

Çünkü başka vatanımız yok.