Bursa Hakimiyet

98 yıl önce kaybettiğimiz o topraklarda önemimiz arttı!

Eğer;
TSK’nın 2015 yılının Şubat ayında Suriye topraklarının 30 kilometre içine girip “Süleyman Şah Saygı Karakolu”nun taşınması operasyonunu saymaz isek...
Tam;
98 yıl aranın ardından Suriye topraklarına (Cerablus) yeniden girdik.
Türkiye;
1918 yılında, Suriye topraklarını kaybederek bölgeden çekilmek durumunda kalmıştı.
Şimdi ise;
IŞİD ve PYD’ye karşı geniş çaplı bir operasyon başlatan Türk Silahlı Kuvvetleri, dün sabaha karşı tankıyla, topuyla, özel birlikleriyle tedbir amaçlı olarak Suriye topraklarına girdi.

***

Önce;
Basit bir dille, bölgenin küçük bir fotoğrafını çekelim.
Türkiye’den Suriye’ye uzanan Fırat Nehri, Kuzey Suriye’de şu anda doğal bir sınır konumunda.
Fırat’ın doğusundaki en önemli yerleşim birimi olan ve çevresinde Kobani’nin de bulunduğu Tel Abyad, PKK’nın Suriye kanadı olan PYD’nin kontrolünde.
Fırat’ın batısında ise;
Cerablus bölgesi var ki, burası da IŞİD’in kontrolünde.
Bir dönem;
Osmanlı toprağı olan Cerablus çok önemli bir kavşak.
Keza;
IŞİD, Fırat’ın doğusuna açılan kapı olan Cerablus’u kaybetmemek için direniyor.
Türkiye de;
Güneyinde oluşabilecek bir Kürt koridoru için Cerablus’un PYD’nin eline geçmesini istemiyor.

***

Dün;
Gün boyunca televizyonlarda, akademisyenler ve stratejistler de söyledi.
PYD bölgeye tamamen hakim olmak ve bir Kürt koridoru kurmak istiyor.
Kendilerini;
Terör örgütü olarak görmeyen ABD’nin desteğini arkasına alarak Akdeniz’e açılmak isteyen PYD’nin de gözü Cerablus’ta.
Bu nedenle de;
Bölgede IŞİD’e ve PDY’ye muhalif olarak görünen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile bölgedeki Türkmenlere destek veriyor.
TSK’nın dün sabah bu bölgeye girmesinin ana nedeni bu.

***

Nitekim;
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin daha ilk saatlerden itibaren Kuzey Suriye’ye girmesiyle birlikte bölgedeki dengeler de anında değişmeye başladı.
Cerablus’ta;
Bazı yerleşim birimleri IŞİD’in elinden alındı ve Özgür Suriye Ordusu’nun kontrolüne geçmeye başladı bile.
Tabii;
Bu tablo, IŞİD kadar PYD’nin de işine hiç mi hiç gelmiyor.
O bölgede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bulunması, iki örgüt için de büyük bir tehlike.
Zaten;
Söz konusu operasyonun adı da bu nedenle “Fırat Kalkanı”
15 Temmuz gecesi yaşanan ihaneti, verdiği emirle kahramanlığa çeviren Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın yönettiği operasyon, sadece sınırdaki tehlikenin bertaraf edilmesi değil, gelecek için de Türkiye adına büyük önem taşıyor.
Belki;
Şimdilik bir hayal gibi görünüyor olabilir ama...
Olur da;
Fırat’ın batısından doğusuna değin kontrollü bir bölge sağlanabilirse, söz konusu topraklar bir gün Türkiye sınırlarına veya yönetimine dahil olabilir mi?
Yani;
Bölünmeyip, tam aksine büyüyebilir miyiz?
Hele ki;
Suriye ve Rus uçaklarının hemen her gün bombalayıp durduğu muhaliflerin elindeki Halep şehri ile, Turgut Özal döneminin rüyası olan Musul ve Kerkük’ün, Türk topraklarına katılabilme düşüncesi bile heyecan veriyor ki, bekleyip göreceğiz.
Bakalım;
Ortadoğu’nun yeni şekillenmesi ve süreci nasıl olacak ve de Türkiye’yi nasıl etkileyecek?