Bursa Hakimiyet

AK Parti’nin kulislerinde bu kaçak yapının yıkımı konuşuluyor

Bina;
“şehrin göbeği” olarak nitelendirilebilecek olan Dikkaldırım Mahallesi’nde.
Tam 4 katlı.
Üstelik tamamen kaçak.
Aktarılanlara göre, yapımına başlanıldığı ilk günden itibaren Osmangazi Belediyesi’nce tam 5 kez tutanak tutulmuş ve buna rağmen inşaat tüm hızla sürmüş.
Dün sabah görüntülerini görünce şaşırmadık değil.
Çünkü bu bina dün sabah belediye ekiplerince yıkıldı.
Doğal olarak şunu düşündük.
İnşaat sahibi;
Kaçak binaya göz göre göre on binlerce liralar harcamayı 5 tutanağa rağmen ısrarla sürdürdüyse akla iki şey geliyor.
Ya, başta AK Parti’li birilerinden torpil bekledi, “nasılsa yıkılmaz” diye düşündü.
Ya da, kenti sahipsiz, kuralları geçersiz zannetti.
Çünkü akla başka bir neden gelmiyor.
İşte;
Bu yıkımın ardından AK Parti kulisleri bir hayli çalkalandı.
Çünkü;
Dikkaldırım’da Lale Sokak’taki bu binanın yıkımı, AK Parti içindeki bir “hesaplaşma” olarak görüldü.
4 katı tamamen yıkılan ve arsa seviyesine kadar yerle bir edilen binanın sahibi Osman Recber.
Bu kişi, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Abdullah Karadağ’ın kuzeni.
Peki, Karadağ’ın zaman zaman bu yıkımın tam olmaması için ricacı olduğu Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ı bu kadar kızdırdığı söylenen ne?
Kulislerde konuşulan, Karadağ’ın yerel seçimde Osmangazi’ye aday olmak istediğini ifade etmesi ve çeşitli platformlarda Dündar’ı başarısız bulduğunu söylediği iddiası.
Dündar’ın da kendi partilisi Karadağ’ın dışarıdaki bu söylemlerine çok kızdığı konuşuluyor.
Çünkü;
Bu kaçak bina sadece yerle bir edilmedi.
Karadağ’ın kuzeni olan bina sahibine 2 yıl 10 gün hapis cezası çıktı.
Bu arada 56 bin lira para cezası çıktı.
Bir de belediyenin yıkım parası olarak 55 bin liranın tahsili istendi.
Tabii şu da bir gerçek.
Kaçak inşaat yapmak eskisi kadar kolay değil. Başkan Dündar doğal olarak yasayı uyguluyor.
Ancak bazı kaçak binaların duvarları yıkılırken, bu binanın arsa seviyesine getirilmesi de dikkat çekici.

Seçim kararıyla birlikte parti içinde kılıçların çekildiğini hep söylüyoruz. Seçim dönemi Bursa, kim bilir daha ne siyasi gelişmelere gebe, bekleyip göreceğiz!

 

Koç’ta veliler neye tepkililer?

Açıldığı zaman;
Nilüfer’deki Koç İlköğretim Okulu, Bursa’nın fiziki imkanları en iyi olan okuluydu.
Ayrıca Bursa’nın tam gün olan ilk devlet okuluydu.
Bu lüks okula Bursa’nın her yönünden öyle bir talep vardı ki, kayıtlar noter huzurunda kura ile yapılıyordu.
Sonraları idari değişiklikler yapıldı, ikamete göre kayıt sistemi getirildi.
Ardından da tam gün okul, çift tedrisata döndürüldü ve hiçbir özelliği kalmadı.
Pazartesi günü de 4+4+4 sistemi resmen devreye girdi.
Buna göre sabahçılar ortaokul, öğlenciler ilkokul öğrencisi oldu.
Okulun ilk açıldığı gün, okulun bahçesinden çok sayıda veli aradı telefonla.
Hepsi de tepkili ve kızgındı.
Okul yönetiminde ne “andımız”ın, ne de İstiklal Marşı’nın okutulmadığını aktaran Koç velileri adeta öfke saçıyordu.
İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü bakalım ne cevap verecek velilere?

Beklendiği gibi 2 aday yarışacak

 14 Ekim’de;
Gerçekleştirilecek Bursa Barosu Başkanlığı seçiminin iki adaylı geçecek olması dün itibariyle kesinleşti.
Sol düşüncenin adayı olan Ekrem Demiröz “önce hukuk platformu” içinden önseçimle belirlenmişti.
Demiröz’ün yönetim kurulu aday listesi Kerem Şener, Atila Atik, Cemile Akarsu, Neslihan Aktosun, Serap Demir, Mefharet Öztürk, Ünal Rubacı, İsmail Metin, Onur Yavuz ve Hulisi Tığlığoğlu’ndan oluşuyor.
Dün ise beklenen oldu.
Ve;
“AK Partili” kimliği de bulunan mevcut Baro Başkanı Zekeriya Birkan da “değişim grubu”nun adayı olarak resmen adaylığını açıkladı.
Birkan’ın listesi de Murat Eryılmaz, Olcay Göçüm, Adem Baştürk, Sibel Özbudak, Volkan Aksu, Engin Durgun, Seda Memiş, Çağatay Aygün, Şerafettin Yavuz ve Emine Karadayı’dan oluşuyor.

 

Bu sabır ne kadar sürecek?

Pazar günü...
Daha, Afyon’daki 25 askerimizi toprağa vermemiştik ki, Bingöl’den 8 polisimizin şehit olduğu haberi gelmişti.
Henüz polislerimizin acısı vardı ki bu kez de yine Bingöl’den 10 askerimizin şehit, 4’ü ağır 70 askerimizin yaralandığı haberi geldi.
Doğrusu...
Kimsenin diyecek sözü kalmıyor artık.  Bunu söylemek zor geliyor ama, neredeyse her gün bir terör saldırısına alışır hale geldik. Bu işin bir şekilde bitirilmesi şart.
Yoksa bu işin sonu yok!