Bursa Hakimiyet

Askerin Kıbrıs'taki tutumu Lice'de niye uygulanamadı?

Özellikle;
Pazar gecesinden beri, sosyal medyadaki paylaşımlarda benzer vurguya dikkat çekiyor paylaşımcılar.
Bu yönde de;
14 Temmuz 1996'da Kıbrıs adasının Derinya bölgesinde meydana gelen bayrak indirme olayının görüntüleri paylaşılıyor.
Hatırlanacaktır;
Magosa sınır kapısında aşırı Rum milliyetçiler KKTC aleyhine taşlı sopalı olarak protestolara başlamışlar ve sonrasında da Solomos Solomou adlı bir Rum, Türk topraklarına geçerek sınırda asılı Türk bayrağını indirmeye çalışırken bayrak direğinde vurularak öldürülmüştü.
O görüntüler halen hafızalarda.
Keza;
Bu Rum protestocuya, Türk tarafından önce "dur" ihtarı verilmiş, ardından da uyarı ateşi yapılmıştı.
Ancak, bayrak direğine tırmanıp Türk bayrağına uzanmaya çalıştığı sırada da, keskin nişancının ateşiyle boynundan vurulmuştu.
Akabinde de protestolar sona ermiş ve yaşanan bu olay, dünya kamuoyunda Türk tarafının haklılığı olarak tartışılmıştı.
İşte;
Yaşanan bu olay, şimdi de Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yaşanan vahim olayla ilişkilendiriliyor.
Bölgede;
PKK'lıların günlerce kapattığı yolu açmaya çalışan güvenlik güçleriyle çıkan çatışmada ölen bir kişinin cenaze töreninden sonra yüzleri kapalı bir grubun, 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'nın bahçesinin duvarından atlayarak direkte asılı bulunan Türk bayrağını indirmesi büyük tepti topladı, infial uyandırdı.
Hele hele;
Özellikle askerlik yapanlar daha iyi bilirler ki, bir kışlanın bahçesine yasadışı girmek ve dahası askerlerin gözü önünde, direkteki Türk Bayrağı'nı indirip yere atmak mümkün olmayan bir şeydir.
Zaten;
Bu nedenle ve dahası terörist grubun bu eylemi yapabiliyor olması bir yana...
Bu bayrağın indirilmesine izin verilmesi, göz yumulması ya da görmezden gelinmesi daha büyük bir tartışma konusu.
Tepkinin de nedeni bu.
Çünkü;
Kıbrıs'ta yapılan uygulamanın neden Diyarbakır'da da uygulanamadığı yönünde?
İlgili komutanlık, bu kabul edilemez çirkin saldırıya neden müdahale etmedi, bu saldırının hangi boyuta taşınacağı nasıl hesaplanamadı, bilinmiyor.
PKK'nın;
Bölgede yapılmak istenen Kalekol'a tepkisi sonucu yaşanan olaylar görülüyor ki başka bir boyuta taşındı.
bu nedenle konunun uzmanlarının da söylediği gibi derhal iki yöntem uygulanmalı.
Birincisi;
Bölgede devletin uğradığı zaafiyet kesin sonuçlarıyla hemen telafi edilmeli.
İkincisi;
PKK'nın bu bölgede yapılmak istenen Kalekol inşaatına, aslında, sırf uyuşturucu trafiğinin önlenecek olması nedeniyle karşı çıktığı anlatılmalı.

3 İLÇEDEN 3'ER İSİM ANKARA'YA

AK Parti'de;
Yurt genelinde süren il ve ilçe başkanlarının görevden alınma operasyonundan Bursa da etkilenmişti.
Bursa'ya;
Genel Merkez tarafından bu operasyonu yönetmek için gönderilen koordinatör Hacı Turan'ın görüşmelerinden 3 ilçe nasibini aldı.
Nitekim;
Önce Alpaslan Yıldız başkanlığındaki Nilüfer, sonra da Paşabey Arslan başkanlığındaki Mudanya ve Nejat Oktay başkanlığındaki Büyükorhan yönetimlerinin istifaları alındı.
Şimdi de;
Gözler doğal olarak bu 3 ilçeyle kimlerin atanacağında.
Parti kulislerinde isimler geçmiyor değil.
Örneğin;
Nilüfer için Ali Yılmaz, Recep Demirhan, Mehmet Karamanlı, Bilal Özdemir, Osman Bali'nin isimleri telaffuz ediliyor.
Keza;
Mudanya İlçe Başkanlığı için de Arif Bayrak, Selçuk Mutlu, Erdal Kaya ve Salih Şimşek'in isimleri geçiyor parti kulislerinde.
Konuşulanlar, koordinatör Hacı Turan'ın, 3 ilçeden 3'er ismi Ankara'ya çağırarak görüşme yapacağı ve sonra da görevlendirme yazısı yazacağı yönünde.

VEKİLLER SOMA'YA GİTTİLER ANCAK?..

Soma'da;
Yaşanan facia sonrasında TBMM'de grubu bulunan partilerin teklifiyle meclis araştırma komisyonu kurulmuştu.
Aralarında;
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy ile AK Parti Bursa Milletvekili Canan Candemir Çelik'in de bulunduğu AK Parti Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun başkanlığındaki 16 kişilik komisyon dün Soma'ya gitti.
Ne var ki;
Bu komisyonun yapacağı çalışmaya veya tutucağa rapora dair akıllarda soru işaretleri var.
İlki;
Kazanın meydana geldiği ocağın Savcılık tarafından kapatılması nedeniyle, komisyon üyelerinin bu yeri inceleyemeyecek olmaları.
İkincisi;
Komisyonun görev süresinin 3 ay olması, ki bu sürenin yeterli olmadığı görüşü hakim.
Üçüncüsü;
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Ramazan ayı nedeniyle komisyonun sık sık toplanamama ihtimali de yüksek görünüyor ki, bu da bu komisyondan çok bir şey beklenemeyeceği görüşünü güçlendiriyor.