Bursa Hakimiyet

Bizim Rıdvan, keşke “Şeytan Rıdvan” gibi olabilse ama?..

Hemen herkesin bildiği;  Ve anlamı da hayli derin olan bir atasözüdür başlıktaki, “Çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış” ifadesi.
Bu atasözünde bahsedilen “Çingene” kavramı, Roman vatandaşlarımız için kullanılan bir söz asla değildir.
Bu benzetme;
Kendine hakim olamayan kişilere önemli bir sorumluluk verildiğinde, çıkan olumsuz sonuçları göstermek için kullanılır.
Yine;
Ağırlığını kaldıramayacağı yetkiler alan kişilerin, bu kimlikleri yokken yapamadıklarını yapmaya başlamalarını da anlatır bu ifade.
Bu kentte;
25 yıldır gazetecilik yapıyoruz.
Ve;
Bu kentin en büyük spor kulubü, Bursaspor’un yöneticilerinin, gazetecilerle mahkemelik olmasını, herkesin gözü önünde taraftarlarla tekme tokat kavga etmesini, taraftarlara fahiş bilet satılması kararını vermesini, Bursaspor’a yıllardır hizmet edip destek veren Bursa basınına ısrarla mesafeli davranmasını, alınan başarısız sonuçlara sürekli kılıf bulunmasını, eleştirileri düşmanca tavır gibi görmelerini, makam araçları saltanatını, telefonlara çıkmamayı maharet sanmayı, kişilere yaratılan yeni danışmanlık sıfatları ve alınan astronomik maaşları, koruma ordularını anlamakta doğrusu zorluk çekiyoruz.
Ve;
Akılların hala son kongrede kalmasını anlayamıyoruz.
Hele hele;
Bursaspor’un final oynama şansını yok eden 5-2’lik bir başka hezimetin, Sönmez Medya’ya saldırılarak örtülmeye çalışılmasına mantık dahi yürütemiyoruz.
Hele hele;
Kuyumcular Odası Başkanlığı yaptığı yıllarda gazetelerde yer alabilmek için sık sık açıklama yapan şimdinin “2. Başkanı” Rıdvan Şen’in, ‘babasının çiftliğinden’ kovar gibi gazeteci kovmasını da akıl tutulması olarak görüyoruz.
Kaldı ki;
Galatasaray maçı sonrasında, Spor Müdürümüz Süha Gürsoy’la görüşen Erkan Körüstan’ın danışmanı Alpay Şar’ın telefonunu elinden alıp sinkaflı sözler sarf etmesi, sonra da kendi telefonununda böyle bir numara olmadığını söyleyip inkar etmesi, şark kurnazlığından başka bir şey değil.
Zaten;
O gece saat tam 22.14’te Alpay Şar’ın telefonundan yapılan bu görüşmenin resmi kaydı, her şeyin ispatı olacaktır.
Dün de;
Özlüce kahyalığı’na soyunan Şen’in, “Biz Bursaspor yönetiminde olduğumuz sürece Bursa Hakimiyet bu kapıdan içeri giremeyecek” deyip, arkadaşlarımızı Özlüce’den korumalar eşliğinde kovması, içindeki öfkenin bir dışa vurumu değil de nedir?
Şimdi ortada iki durum var.
Eğer ki;
Bu “2. Başkan”, kulüp menfaatlerini hiçe sayarak, kimseye sormadan istediğine dalaşabiliyor, öfkesini idmandan gazeteci kovmaya kadar götürebiliyorsa, demek ki bunları Başkan Körüstan’a rağmen yapma cesaretini de kendinde buluyor.
Yok eğer;
Bu “2. Başkan”, tüm bunları, Başkan Körüstan’ın bilgisi dahilinde yapıyorsa, o zaman durum daha da vahim ki, Başkan Körüstan, hukuk dilinde bir nevi “azmettirici” konumuna düşüyor.
Nedense;
Son kongreyi bir türlü dillerinden düşüremeyen ve başarısızlıklarını bu eksen üzerine kuranlara son sözümüz şu.
Bursa’ya çok başarılı bir sezon yaşattınız, Bursalılar’a gurur üzerine gurur yaşattınız da size Bursa Hakimiyet mi engel oldu, ya da görmezden geldi?