Bursa Hakimiyet

Bursa böyle ise Doğu’yu siz düşünün

Hemen her yerde aynı şey konuşuluyor.
“Türkiye nereye gidiyor” diye.
Ekonomik gerileme ve yüksek dozda seyreden terör olayları toplumdaki öfkeyi artırıyor.
Daha;
Gencecik bir Yüzbaşı’yı toprağa yeni vermişken dün de Hakkari’de kahpe bir saldırı ile 2 askerimiz daha şehit düştü.
Dahası;
Sözde özerlikler ilan edilmeye başladı.
Bu yönde;
Anayasal düzeni bozmaya çalıştıkları iddiasıyla HDP’li belediye başkanları tutuklanmaya başladı.
Hakkari Belediye Başkanı ile Diyarbakır’ın Sur ve Silvan belediye başkanları tutuklandılar.
Dün de;
Van’ın HDP’li Edremit Belediye Başkanı, tutuklanmak üzere gözaltına alındı.
Yanı sıra;
Bölgede sokağa çıkma yasakları yayılmaya başladı.
Dün Diyarbakır’ın pek çok mahallesinde askerler sokaklara indi.
Velhâsılı tablo hiç iyi değil.
***
Anlatacağımız örnek;
Gelinen bugünkü noktaya dair bir örnek.
Pazar akşamı Emek’te bir ziyaretteydik.
Sohbeti;
Balkonda sürdürüyorduk ki, bir anda kulakları sağır eden bir Kürtçe müzik sardı etrafı.
(Müziğin hangi dilde olduğunu neden yazdığımızı, birazdan anlayacaksınız)
Sesler bir evin arkasından geliyordu.
Ama;
Dediğimiz gibi bölgenin neredeyse tamamında duyulabilecek kadar yüksekti ses.
Dahası;
Kullanımı ancak yasal izne bağlı olmasına rağmen, dakikalarca atılan havai fişekler de cabasıydı.
Üstelik pek çok kişinin izin yaptığı bir günde.
Ve akşam saatinde.
Emek Polis Karakolu’nu aradık.
“Kabahatler Kanunu” uyarınca neler yapılabileceğini sorduk.
Tek ekipleri olduğunu, onun da Hamitler’de TOKİ’de meydana gelen bir intihar vakasına gittiğini söyledi telefona çıkan polis.
Sonra da;
“Zaten biz bakmıyoruz böyle olaylara, zabıtayı arayın” dedi.
***
Aşırı sesten;
Karşılıklı olarak konuşmakta bile zorlanmamıza rağmen polisin umrunda bile olmadı.
Büyükşehir Zabıta’yı 153’ü aradık.
Kimseler çıkmadı telefona dakikalarca.
Koca Büyükşehir’in zabıtası pazar günü çalışmıyordu!
Ardından;
Osmangazi Belediyesi’ni aradık.
Telefon açıldı.
Durumu anlattık.
Ve zihnimizi açan(!) şu bilgilere ulaştık.
Görevli kişi;
“Beyefendi” dedi “bu şikayetiniz, direkt olarak polisin sorumluluğunda. Çünkü Kabahatler Kanunu uyarınca işlem yapmaları gerekiyor ama belli ki topu bize atıp, sizi başlarından savmışlar.”
Zabıta görevlisinin;
Ne demek istediğini ise şu sözlerle daha iyi anladık:
“Beyefendi, bu artan terör olayları nedeniyle, görüyorsunuz polis bile zaman zaman bazı mahallelere giremiyor, takdir edersiniz ki biz zabıtaların can güvenliği yok, oraya gidip o yüksek sesle çalan Kürtçe müziği kapattırsak kim bilir neler olur?..
İşte bu sözler üzerine nutkumuz tutuldu.
Çünkü diyecek hiçbir şey yoktu.
“Yani ne polisten, ne zabıtadan hayır yok bize, olan vatandaşa olacak her zamanki gibi” dedik.
“Eh” dedi.
Sonrasında tam 5 saat sürdü zulüm.
Ne polis, ne zabıta müdahale etmedi/edemedi, yasa gereği saatlerce işlenen bu “kabahat”e.
Görüyor musunuz, Türkiye’nin 4. büyük ilinde gelinen noktayı ve kentin sahipsizliğini?