Bursa Hakimiyet

Bursa’daki FETÖ soruşturmasının öncesi ve sonrasında yaşananlar

Önce;
En son söyleyeceğimizi en başta ifade edelim.
Henüz;
Terör örgütü sınıfına sokulmadan önce, Gülen cemaatinin en yaygın olduğu dönemde Bursa’da yaşananları hemen herkes biliyordu.
Hatırladığımız kadarıyla;
2009 yılına değin cemaatin “Bursa İmamı” Ulvi Civelek’ti.
Vali Şahabettin Harput’un da Bursa’daki ilk dönemleriydi.
Bursa’nın;
Büyük bir ekonomik gücünün olması, haliyle cemaatin Bursa’ya olan ilgisini artırmıştı.
Bu nedenle;
Cemaat üst yönetimi, kendi içinde bir revizyon yaparak, Bursa’ya “İstanbul’un İmamı” Cansun Sarıyıldız’ı gönderdi.
Bilenler bilir.
Sarıyıldız Bursa’da uzun süre kaldı.
Özellikle kamu yönetiminde Vali Harput’la koordineli olarak çalıştı.
Cemaatin mensupları kamuda önemli mevkilere atandı, terfi ettirildi.
Cemaatin Bursa’daki devlet yapılanmasında en güçlü olduğu dönemlerdi.
Hatırlanacaktır;
O dönemde çok sayıda (FETÖ’cü) okul açıldı, birçok sivil toplum kuruluşu faaliyete geçti.
Öyle ki;
Bir dönem (şimdi kapalı olan) -örneğin- cemaatçi BUGİAD’a üye olmak, iş almak için referans olarak gösterilir olmuştu.
Tıpkı;
Cemaatin (FETÖ’nün) okullarına, çocuklarını mecburen göndermek zorunda kalanlar olduğu gibi.
Belediye başkan adaylığı kriterinde bile önemliydi, çocukları bu okullara göndermek.
Yine;
Herkesin bildiği gibi, kamuda cemaatçi olmayanların yükselme şansı olmadığı gibi, tasfiyeleri de oluyordu.
Cemaatin her yere sızdığını bilmeyen yoktu.
Kimse;
Açıkça telaffuz edemiyordu ama devlet o zaman onlardı.
Deyim yerindeyse;
Söyledikleri kanun, istekleri emirdi.
Bunu da bilmeyen yoktu.

***

Nitekim;
Sözde insancıl bu cemaatin, aslında ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğu, 17/25 Aralık’ta ortaya çıktı.
Hükümeti devirmeye yönelik operasyonda FETÖ’nün varlığı açıkça belirdi.
Ondan önce;
Ergenekon palavrası ile TSK içindeki vatansever subayların nasıl tek tek Silivri’ye atıldığı da görüldü.
Keza;
Devletin her kademesinde sürdürülen yılların örgütlenmesi, 15 Temmuz gecesi hain bir terör örgütü olarak karşımıza çıktı ki, tüm kartlar o gece açıldı.

***

OHAL’le birlikte;
Fethullahçı Terör Örgütü’nün Bursa’da kurduğu hain kumpaslar da bugünlerde tek tek ortaya çıkıyor.
Gerçi;
O dönemde de herkes biliyordu yaşananları.
Ama;
HDP’de olduğu gibi FETÖ’de de “Eş Valilik” sisteminin yaşandığı artık resmileşmiş oldu.
Buna göre;
Dönemin Bursa Valisi Şahabettin Harput ile fiilen aynı rütbede olan örgütün “Bursa İmamı”nın (Cansun Sarıyıldız), polis, yargı, vergi dairesi ve SGK yöneticileri aracılığıyla işadamlarına baskı kurup, zaman zaman da korkutup tehdit ederek, zorla para aldıkları, yürütülen soruşturmada, tek tek devletin kayıtlarına geçiyor.
Bu işlerin de;
Gözaltındaki eski Vali Harput’un, il imamları ve Emniyet Müdürü’nün bilgisi dahilinde rütbeli polislerle yapıldığı netleşiyor.
Aktarılanlara bakılırsa;
17/25 Aralık’tan sonra yurtdışına kaçan “Bursa İmamı” Sarıyıldız’ın, Bursa’daki 28 şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptığı ve yılda 200 milyon liraya hükmettiği belirtiliyor.

***

Yanı sıra;
Cemaatin (FETÖ’nün), valilerinden, Emniyet müdürlerine değin en güçlü olduğu dönemde, il imamlarının işadamlarından para toplamak için yarıştığı da aktarılıyor.
Hatta;
En çok sözde yardım toplayan mütevelli üyesine, yani imama, örgüt lideri Fethullah Gülen’in bizzat üzerinde namaz kıldığı iddia edilen seccadenin hediye edildiği geçiyor kayıtlara.

***

Malum...
Bursa’da birkaç gündür, FETÖ’ye karşı geniş kapsamlı bir soruşturma yürütülüyor.
İşadamından eski ve yeni bürokratına, doktorundan mali müşavirine, avukatından savcısına ve dernek yöneticilerine değin çok sayıda kişi, bir süredir gözaltında.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı yüksek gizlilik esasıyla çok yönlü ve çok özel bir soruşturma yürütüyor.
Adeta;
Kirli ile temiz ayrımı yapılıyor hukuki olarak.
Bu kapsamda;
Medya grubumuzun bağlı olduğu Sönmez Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celal Bey’in (Sönmez) de, yönetim kurulu üyeleri oğulları Ali Cem Bey, Osman Bey ve Cemil Bey’le birlikte bilgisine başvuruldu.
Celal Bey;
Kendisini tanıyan herkesin öngördüğü gibi, soruşturma kapsamında dün itibariyle, oğulları ile birlikte görevinin başına döndü.
Binlerce çalışanı ve yüzlerce dostu için beklenen bir tabloydu bu.
Geniş kurmay kadrosuyla birlikte odasında kahvesini yudumlarken bir taraftan da yaşananları anlattı.
Ne kırgındı, ne de üzgün.
Sadece yorgundu doğal olarak.
Devletin bekası için, bu operasyonların yapılması gerektiğini vurguladı ki, ne tür bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu bir de onun ağzından dinledik.

***

Özellikle Bursa’da yaşayan herkes bilir.
Sadece Bursa’nın değil Türkiye’nin önemli ekonomi devlerinden olan Sönmez Holding, istihdama sağladığı katkının ötesinde sağlık ve eğitim alanındaki hayırları ile de lider.
Balkanlar’a yapılan hayır ve yardımlar ise işin bir başka boyutu.
Kamuoyunun özellikle bilmemesine özen gösterilen, yardıma muhtaçlar ile çocuklarının eğitimi için verilen burslar ise daha başka bir boyut.
Hele ki;
Geçmişten bu yana Bursa’da kent ve siyaset yöneticiliği yapan herkesin bildiği üzere, Sönmez Holding’in merhum Ali Osman Bey (Sönmez) döneminden başlayarak, Celal Bey’le devam eden katkılarını bilmeyen yoktur.
Celal Bey;
Kısa bir süre önce de Mehmet Müezzinoğlu’nun Sağlık Bakanlığı döneminde, Bursalılar’a hastane yapımı için devlete 50 trilyon lira bağışlarken, 3 oğluna da vasiyet etmişti, kendisinden sonra da bu tür yardım ve bağışların sürmesini.
Dile kolay;
Kendisinin yanında 26 yıldır çalışıyoruz.
Bu hayırsever aileyi biz de biliyoruz, tanıyanlar da.
Bu nedenle;
Ne, kendisini 26 kez bile görmemiş bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki art niyetli kişilerin kasıtlı düşünceleri, ne de bir başka şey, tüm çalışanları olarak kendisine olan inancımızı hiçbir zaman kaybettiremeyecek.
Hak yerini buldu, adalet tecelli etti.