Bursa Hakimiyet

Esad devrilmeyince Suriyeliler, Türk vatandaşı gibi oldu

Türkiye’de;
Sayıları 3 milyonu bulan Suriyeliler, elbette ki -bazı istisnalar dışında- çok da isteyerek gelmediler Türkiye’ye.
Ülkede yaşanan iç savaşla birlikte ülke nüfusu önemli oranda yer değiştirdi.
Halen;
Savaştan kaçan en çok mülteciyi kabul eden ülke Türkiye.
Öyle ki;
Bazı Avrupa ülkelerinin kabul ettiği toplam Suriyeli mülteci sayısı, Türkiye’ye bir günde giren Suriyeli sayısı kadar bile değil.
Başta;
Suudi Arabistan olmak üzere İslam ülkeleri ise, yaşanan bu duruma halen seyirciler.
Hatta;
Avrupa ülkelerinden daha katı bir şekilde kapılarını kapalı tutuyorlar Suriyelilere.

***

Adından da;
Anlaşılacağı üzere Suriyeliler başlangıçta mülteci olarak geldiler.
Yani bir süreliğine can ve mal güvenlikleri sağlanmak üzere Türkiye tarafından kabul edildiler.
Yerlerinde de görmüştük.
Başta Şanlıurfa ve Gaziantep olmak üzere bölgede binlerce kişinin kalabileceği çadır kentlere yerleştirildiler.
Ne var ki;
Esad’ın devrilmesi öyle kolay olmayınca süre de uzadı.
Çadır kentler, konteyner kentlere dönüştü.
Sonra bakıldı ki Esad devrilmeyecek, yani geri dönüş kısa sürede olmayacak.
Bu kez, bu konteyner kentlerden, Türkiye’deki çeşitli illere yönelik çıkışlar başladı.
Bursa da onlardan biri.
Yetkililerin ifadelerine göre 100 bin dolayında bir Suriyeli yaşıyor ki Bursa’da, neredeyse tümü de kent merkezinde.

***

Tabii;
Devamında evler ve işyerleri kiralandı.
Kimi yasadışı işlere yöneldi.
Kimi dilenmeye başladı.
Kimi de ticarete başladı.
Ne var ki;
Bu ticaret kavramıyla birlikte, şehirleri hem Arapça tabelalar sarmaya başladı, hem de kültür farklılıkları görülmeye başlandı iyiden iyiye.
Darmstadt Caddesi, bir daha geri dönüşün olmayacağına dair en iyi örnek.
Dahası;
Vergisiz kazanç, kimliksiz yaşama, trafik cezalarından muaf tutulma, polissiz ve zabıtasız yaşam gibi belli başlı ayrıcalıklar, Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında ister istemez gerilimler yaratmaya başladı.
Bu ayrıcalığa;
Belediyelerin kolluk güçleri de seyirci kalınca, Türkler ve Suriyeliler arasında gerilim bugünlerde iyice tavan yaptı.
Örneğin;
Bursa Hakimiyet’in gözler önüne serdiği, Suriyelilerin Bursa sahillerindeki yaşantısı, işgali ve kamu zararları, ister istemez tepki çekiyor.
Herhangi bir vatandaş;
Kamuya açık yeri brandalarla çevirip işgal edemezken, kamu mallarına zarar veremezken, Suriyelilerin yaptıklarına başta Gemlik Belediyesi zabıtası olmak üzere sadece seyirci kalıyor.
    
***

Şu bir gerçek ki;
Suriyeliler, belki de beklemediği rahatlıkta yaşamaya başladılar artık şehirlerde.
Bu nedenle de;
Topluma ve kurallarına uymak yerine, ayrıcalıklı olma güçlerini fazlasıyla kullanıyorlar ve açıkçası da kimseyi umursamıyor ve korkmuyorlar.
İşte;
Bu da, Türk vatandaşlarını ister istemez irite ediyor.
İşte;
Çeşitli platformlarda düzenlenen “vatandaşlığa alınmasınlar” kampanyaları da bu sebeplerden.
Aslında;
Vatandaşların hükümetten istediği gayet açık ve normal.
Bırakın istediğiniz kadar bir ülkede yaşamayı...
Nasıl ki;
Dünyada, herhangi bir ülkenin vatandaşlığına kabul edilmek öyle hiç de kolay değilse, bu durum Türkiye’deki mülteciler için de geçerli olmalı.
Nitekim;
Kolluk kuvvetlerince görmezden gelinen, mali ve idari olarak da kayıt dışı olan Suriyeliler, zaten büyük bir ayrıcalık içinde yaşıyorlar.
Yani;
Böyle bir CHP ve MHP olduğu sürece, AK Parti’nin de Suriyeli oylarına ihtiyacı olmadığına göre, mültecileri vatandaşlığa almaya da gerek yok.
Ama ondan önce;
Toplum nizamı için konuk da olsalar birtakım yaptırımların devreye girmesinde acilen yarar görünüyor.