Bursa Hakimiyet

HDP’nin mitingine dair dikkat çeken noktalar

HDP’nin;
Seçime neden bağımsız adaylarla girmeyip de, böyle büyük bir baraj riski aldığı tartışmasını bir tarafa bırakarak dünkü mitingi yorumlayalım.
Bugün itibariyle seçime sadece 8 gün kaldı.
Dün de;
Bursa’nın miting konuğu HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş oldu.
Merakla beklenen bir mitingdi.
Hele ki;
Baraj sınırında olması ve geçip geçmemesi halinde dengeleri değiştirecek parti olması nedeniyle merakla beklenen mitinglerden biriydi.

Öncelikle şunu söyleyelim.
HDP’nin mitingi;
Merinos Parkı’nda yapıldığı için, Gökdere’yi kullanan AK Parti, CHP ve MHP mitingleriyle bir performans kıyaslaması yapmak pek mümkün olmadı.
Bu nedenle;
Merinos Parkı’nın fiziki durumu da göz önüne alınarak, toplanan kalabalığı çok iyi görebilmek de mümkün, normal görmek de.
Kısacası biraz göreceli bir durum.

Demirtaş’a gelince…
Hedefinde yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu vardı.
Yine sert ve alaycı sözler kullandı Erdoğan’a.
Davutoğlu için de farklı bir pencere açtı.
“Garibim”;
Diye nitelediği Davutoğlu’nun siyasi hayatının 7 Haziran akşamı biteceğini söyledi.
Bunu da şöyle açtı:
“Seçimi kazansa bir dert, kaybetse bir dert.
Kaybederse istifa edeceğinin sözünü verdi. Kazanırsa da Başbakanlık gidecek, Başkanlık sistemi gelecek. Yani her halükarda 7 Haziran’dan sonra Davutoğlu olmayacak”

Bursa;
Diyarbakırlılar Derneği Başkanı Şehmus Seviş’in de destek verdiği HDP mitinginde, Demirtaş’ın dikkat çeken bir başka sözü de HDP’nin seçim sonrası durumuna dairdi.
Partisinin;
7 Haziran sonucu ne olursa olsun “barıştan vazgeçmeyeceklerini” söyleyen Demirtaş, bu sözleriyle “Baraj altında kalırlarsa Türkiye’yi karıştıracaklar” iddialarına dem vurdu.
Galiba;
Bu sözlerini biraz da, Kobani eylemleri sırasında Kürt kökenli vatandaşları ısrarla sokağa dökmesi nedeniyle yaptı.
Çünkü;
Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk kez Demirtaş’a oy veren bir kesim seçmen, kısa bir süre Demirtaş’ın halkı sokağa dökmesi ve adeta teröre çağrı yapması nedeniyle büyük pişmanlık duymuştu.
Bu nedenle;
Kendi tabanına uyarıda bulunup “Hiç kimse bizim düşmanımız değil, asla olmayacak da” dedi.

Yine;
Demirtaş’ın, sık sık 81 ili kucaklama sözleri de dikkat çekiciydi.
Ancak;
Demirtaş, belli bir bölgenin partisi olmadığını vurgulamak için sık sık aslında bir Türkiye partisi olduğu mesajını vermeye çalışsa da, HDP üzerindeki genel algının seçmen nezdinde kolay kolay değişmesi pek mümkün değil.

Bir de;
Bursa gibi 4. büyük ilde HDP büyük bir stratejik hata yaptı, milletvekili adaylarını belirlerken.
“Marka” isimlerin tümünü büyük illerde liste başı yapan HDP Genel Merkezi, Bursa’nın başına ise Bursa’da yaşamayan, yaşamadığı gibi de tanınmayan ve bilinmeyen bir kadın adayı koydu.
Bu da;
HDP barajı geçse bile Bursa’dan milletvekili çıkaramayacak inancını adeta körükledi.
Nitekim;
Son yapılan 2011’deki genel seçimde HDP’nin bağımsız olarak çıkardığı aday, Bursa’da sadece yüzde 1.51’e eşdeğer olan 24 bin oy almıştı.
Yani çok düşüktü.
Bu oran;
Geçen yılki Cumhurbaşkanlığı seçiminde zirve yaptı ve 64 bine yükseldi.
Bu denli yükselmenin en önemli nedeni de Demirtaş’a CHP tabanından giden oylar oldu.
Bursa’da;
Milletvekili seçilebilmenin ortalama oranı 85 bin oy.
HDP;
Geçen yılki zirvenin üzerine bir 20 bin oy daha koyabilir mi bilinmez.
Kolay olmadığı muhakkak.
  
Şunu da söyleyelim.
Türkiye ilk kez böylesine kombinasyon dolu bir seçim yaşıyor.
Ve ne ilginç ki, tüm kombinasyonlar HDP’nin TBMM’deki olası varlığı ya da yokluğu üzerinden yapılıyor.