Bursa Hakimiyet

Nilüfer’de AVM’de, Yıldırım’da metroda ya da otobüste başınıza bir şey gelirse...

Olay;
Geçen yıl Nilüfer’deki Carrefoursa’da yaşanıyor.
Bursa’nın tanınan genç bir işadamının eşi, çocuğuyla birlikte AVM’de akşam saatlerinde alışveriş yapıyor.
AVM içinde yürürken;
Hiç tanımadığı meczubun biri, genç kadını durdurup yüzüne o kadar şiddetli bir tokat atıyor ki, genç kadın -doğal olarak- yere yıkılıyor.
Ortalık bir anda karışıyor.
AVM’nin güvenlikleri de geliyor hemen.
Sonrasında eşini arıyor genç kadın.
Meczup anında kaçıyor tabii.
Genç işadamı, işin peşine düşüyor.
Güvenlik kameralarının yardımıyla meczup belirleniyor, iş polise ve yargıya taşınıyor.
Ne var ki sonrası vahim.
Çünkü;
Bu meczup, “aklına estiği için” yaptığı saldırıyla ilgili ifadesi alınıp, “basit saldırıdan”, serbest bırakılıyor.
Genç kadın, çocuğunun yanında, hiç tanımadığı bir manyaktan yediği şiddetli tokatla kalıyor.

***

Hep söylüyoruz.
Türk Ceza Kanunu’nun güncellenmeye ve revize edilmeye ihtiyacı var.
Tabii;
En başında da savcı ve hakimlerin, inisiyatif kullanmaya daha fazla ihtiyaçları var.
Şimdi;
Empati yapın ve olayın kendinize veya yakınınızın başına geldiğini düşünün.
Hani şu;
Bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan Abdullah Çakıroğlu isimli yobazın/meczubun, belediye otobüsünde durduk yerde tekme atıp saldırdığı Ayşegül hemşirenin başına gelenleri hatırlayın.
Allah göstermesin ama bu olay, kızınızın ya da eşinizin başına gelseydi ne yapardınız?
Adalet aramaz mıydınız?

***

İşte;
O adalet, nedense hep medyanın zoruyla tecelli ediyor.
Düşünün.
İstanbul’da manyağın biri, hiç tanımadığı Ayşegül hemşireye neredeyse boynunu kırıp öldürecek şekilde tekme atıp yaralıyor.
Ama...
Sonrasında serbest bırakılıyor.

***

Konu medyaya yansıyınca ne oluyor peki?
Halkta büyük bir öfke oluşuyor.
Derhal yeniden gözaltı kararı çıkıyor, bir kez daha yakalanıyor ve bu kez tutuklanıyor.
Tutuklama sebebi ne peki?
“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek”
Yani;
“Toplumda infial yaratan bir olay” gerçekleştirmek.
Peki;
Neden ilk gözaltına alındığında aynı suçtan tutuklanmıyor bu meczup da, sonrasında tutuklanıyor?
Medya, medya...

***

Peki;
Her şeyi medya mı düzenlemeli?
Yargıya ve siyasetçilere hiç mi görev düşmüyor?
Mesela;
Söz konusu Ayşegül hemşire, bir siyasinin ya da bir yargıcın kızı olsaydı ne olurdu?
Daha ilkinde tutuklanmaz mıydı bu yobaz?
Hep böyle mi olması gerekiyor peki?
Adalet herkesin hakkı değil mi?

***

Sosyal medya adeta çalkalanıyor.
Tekmelenen kadın şortlu değil de, çarşaflı biri olsaydı ne olurdu diye?
Düşünmek bile istemiyoruz, bu sorunun cevabını.
Şu bir gerçek.
Türk Ceza Kanunu’nun düzenlenmesi lazım.
Hem hukuk açısından hem de toplum vicdanı açısından.
Nitekim;
Adalet Bakanlığı bu olayı baz alarak yeni yeni harekete geçiyor.
Aktarılanlar;
Yeni tasarıya göre, basit ve kasıtlı yaralamaların, tutuklanma sebebi olacağı yönünde.
Ne yazık ki;
Ceza Kanunumuz’a göre, bırakın darp etmeyi, bıçakla adam yaralamanın bile neredeyse cezası yok.
İşte;
Bayramdan önce Yıldırım’da Bursaray’ın Mimar Sinan İstasyonu’nda güvenlik görevlilerini bıçaklayıp kaçan 4 şehir eşkıyasının durumu.
Normalde;
Bunlara öyle bir ceza verilmesi gerekiyor ki herkese ibret olmalı.
Ama bildiğimiz kadarıyla daha yakalanamadılar bile!

***

Bu yönde;
Adalet Bakanı kadar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na da büyük görevler düşüyor.
Hatırlayın;
Karaman’daki Ensar Vakfı’nda tecavüze uğradığı öne sürülen 30 dolayında çocuk vakasında toplum ayağa kalkmışken, Bakan Sema Ramazanoğlu,yaşananlar karşısında  “bir kereden bir şey olmaz” mesajı verip çok kötü bir sınav vermişti.
Nitekim;
Yeni bu çıkışı, onun bakanlığının elinden gitmesine neden olmuştu.
Bu nedenle;
21. yüzyılın ayıbı olan “kadına şiddet” konusunda yeni Bakan Fatma Betül Sayan’a büyük iş düşüyor.
Öyle ki;
Sadece bu duruma çözüm bulsa, başka bir şey yapmasına gerek kalmayacak.

***

Bildiğimiz kadarıyla;
Bursa’da da birtakım sivil toplum kuruluşları, yaşanan olayı protesto etmek için bu pazar günü şortlu eylem yapacaklar.
Yapılsın ki, bu yobaz onun gibi düşünenlere açık mesaj olsun.